Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Çankırı Gazete
Bekir Yurt
Bekir Yurt

LAVANTA

Hayat, sürekli bir değişim ve gelişim yolculuğu.

Bu yolculukta en değerli varlıklarımızdan biri de kendimiz…

insan çocukluğunun evinden bir gün çıkıyor, sonra hayatın hengâmesi içinde oradan oraya savruluyor. Farklı mekanlarda konaklıyor, tanımadığı insanların hanesine misafir oluyor, sofrasından nasipleniyor, kaderin önüne çıkarttığı yollardan geçerek hayatı keşfe çalışıyor.

Kimi zaman bir yerde durup artık yorulduğunu, daha fazlasını görmek istemediğini düşünerek kendisine butik bir hayat kuruyor. Bir süre sonra kabına sığmıyor, yeniden yollara düşüyor. Sonrasında kendi evini, gerçekte ait olduğu, hiç bir şey yapmadan, yalnızca içinde oturduğu için bile mutlu olacağı o eşsiz yeri, ruhunun sığınağını arıyor.

Kaç kişi bulabilmiştir ki ???

Kaç kişi, dalgalardan sıyrılmış, deryanın dinginliğine ulaşarak, güverteye çıkıp ufka bakarken, “kıyı göründü” diye bağıracak fırsatı bulabilmiş ?

Hatta kaç yolcu, yürüdüğü yolun amacını anlayabilmiş ???

Burası madde dünyası, insan madde dünyasında tecrübe yaşamak, maddeye hakim olmak ve maddeyi ruhun emrinde kullanmak istiyor.

Bazen ışığı görmek, evvelindeki yaşanmışlıklara rağmen bir amaç olduğunu, çirkinliğin içinde güzelliğin olduğunu ve yaşamın sınırlı bakış açısından çok daha büyük ve daha kıymetli olduğunu hatırlamak zordur.

Işığı görebilen olaylara, çevreye, yakınlarına, sevdiklerine içeriden bakmayı, yani yürekten bakmayı da başarmış olur.

Kültür ve eğitim elbette gerekli ama bazen yeterli olmaz, hatta kişinin bunu bir güç unsuru görüp, kibrin pençesine kapılması da mümkün.

Aslolan karşıdaki insanın iç halini, üzüntüsünü, sevincini, sevgisini içtenlikle hissedebilmek. Işıktan nasiplenebilen kendi içindeki ilahi aşk ile dışarıyı ve oradan gelecekleri bilir. Acısını yaşar ve kısa sürede o acıyı dönüştürür,  içinden çıkarak oradan ne elde ettiğine, yaşadığı tecrübeyle ne öğrendiğine bakar.

İşin hakikati bizler sevdiğimizde sevdiğimizi, yaratanı görür, O’nu severiz…Yaratana Âşık Oluruz Bilmesekte…

Hz.Mevlâna, “Aşk Nasip işidir, Hesap işi Değildir” der.

Işıkla yürümek, ışıkla aydınlanmak, ışıkla aydınlatmak için herhangi bir kavrama bağlı olmak da gerekmez. Yaradan hepimizi aynı ışıktan yarattığı için ve aslında tam olarak bilmesek de hepimiz aynı yaradılış yasalarına bağlı olduğumuz için bu büyüklük karşısında kendi hiçliğimizi ve egomuzun  gereksizliğini  fark etmek bu aşamada daha kolaydır. Tüm bunları yaşamak için derinleşmek, yaşama çok derin yerlerden bakmaya çalışmak ve bunun içinde acı çekmiş olmak, hayatın olmazsa olmazı.

İçe dönmeden, kendimize ve çevremize derinden bakmayı öğrenmeden bu durumları yaşamak pek mümkün değil.

Gerçekten ışıkla birlikte yürüyen her türlü ikilemin dışına çıkmış olduğu için ona her şey anlamlı, ilahi iradenin yansıması olarak görünür. Her yerde O’nu görmeye, hissetmeye başlamıştır.

Dünyaya geldiğimiz andan itibaren her birimiz, sağlığımızla, ailemizle, işimizle imtihan olduk, oluyoruz.

Her imtihanla  yeniden yaşamayı ve sevmeyi öğrendik. İyileşmeyi, iyileştirmeyi, affetmeyi, terk etmeyi, anlamayı, kabul etmeyi öğrendik, öğreniyoruz…

Olması gereken oluyor, dersimizi alıyor  ve yola devam ediyoruz.

İnsanoğlu sevilmeye layık varlık!

İnancımızı korumak, tam arkasında iyi bir şeyin olduğuna ve bizi sarmalayıp, an’ın ötesine yükseltmek için beklediğine inanmak, şüphe ve korkudan arınıp, duygularımızı EGO’muzun esaretinden kurtarıp, olmaz denilenin aksine İyi şeyler geliyor olduğunu özümsemek, umudu canlı tutmak varken;

Asla olmaz denilen hiç bir düşünce, netlik ve sevgiden daha güçlü değil oysa…

Tanışır tanışmaz yıllardır tanıyormuş gibi hissettiğimiz insanlara “lavanta” deniyormuş. Bu insanlar, hayatımıza adım attıkları an, ruhumuza işleyen bir tanıdıklık hissi uyandırırlarmış. Sanki geçmişten gelen bir dost, bir ruh yoldaşı gibi.

Hayatın karmaşıklığında huzur veren, “lavanta” gibi insanlar çıksın karşınıza.

Selam, Dua ve Muhabbetle…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız