Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
(Cahit Sıtkı Tarancı)
Eylemsiz düşünce, çıkarılmayı bekleyen define gibidir.
“Aşk, bir bedende iki kişi.”
“Ey aşk…! bir mucize gerçekleştir şimdi
Şapkandan bir kumru havalansın
Bana öyle büyük ki bu kalp,
Gelsin yüreğime yuvalansın”
İnsan anlaşıldığı yerde var oluyor, sevildiği yerde çiçek açıyor, değer gördüğü yerde gelişiyor ve en çok kendini bulduklarına bağlanıyor. Bazen bir söz, bazen bir şarkı ve bazen de bir insan.
Aslolan onda kendini bulmak…
Sımsıcak bir yürek bulduk. Yaşam mücadelesinin molalarında, gâh bir bardak su, gâh bir fincan kahve, gâh el emeği olmasa da gönül hoşluğuyla servis edilen ikramlar, yanında buğusu üstünde demli bir çay, hepsiden ziyade sevgiyle, vefayla beslenmiş hoş bir muhabbet, zifiri karanlıklarda bir umut ışığı, sığınılacak güvenli bir liman, gülüşü gönüle şifa yâr hissine kapıldık.
Ziyafetin menüsünde, sevgi var, geçmişe sitem, bugüne şükür, kurumuş toprağa bir damla suyla ekilmiş umutlar var, velhasıl belli bir yaşanmışlık var.
Şair Tahsin Özmen diyor ki “İnsanın pilini, sahip olduğu mallar değil, mutlu olduğu anlar şarj eder.”
İnsan gerçekten mutluyken, yaşam enerjisi tazeleniyor.
Sevgi, kilidi olmayan tek hazine,
Sevgisiz kalp ışık girmeyen mabet gibi.
İnsan yüreği sevildikçe çocuklaşıyor.
Oysa bir kıvılcımın parlayıp sönmesi kadardır, bahanelerle geçiştirdiğimiz şu hayat.
Kıblesi sevgi olanın, mutluluk elinin altındaymış,
Sadece uzanıp alması yetiyormuş.
Yormadan, kırmadan dökmeden,
Şartsız, yalansız, dolansız, nedensiz, nasılsız sevmek…
İnsan kitap misali, okumak, okudukça anlamak, sadece elinden değil, yüreğinden de tutmak, sadece göz ile, el ile değil, ruhen de, kalben de sevebilmek.
Denilir ki;
Yürekte demlenmemiş sevgi hamdır.
Yüreğe sürülen en iyi ilaç, sevgidir.
Gönül bağı için ne gözün görmesi, ne de elin değmesi,
Sadece yüreğin sevmesi yetiyormuş meğer.
Ben önemli olanın, yüzü değil, yüreği güldürmek olduğunu anladım.
Ve bugüne kadar, bir insanın kalbine girmekten daha güzel bir yer bulamadım.
İnsan ait olduğu yeri bulunca fırtına diniyor, savaş bitiyor. Bir bahar başlıyor sonra…
İnsan, kadrinin anlaşıldığı yerde zengindir.
Şair’in dediği gibi;
Bir an kayboldun gibi yaşadım kıyameti
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti
Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma
Yüzümüzden tebessüm, Yüreğimizden sevgi, gönlümüzden huzur eksik olmasın.
Selam, Dua ve Muhabbetle…













YORUMLAR