Etrafı çevreleyen sanal bir âlem var… Dijital bir çember içerisinde sanal olan yaşanıyor, gerçek unutuluyor adeta! Evde, caddede, ofiste, okulda, kırda, dağda, bağda ve hatta camide; ayrılmıyor gözler cepten, internetten… Kimisi mesaj, kimisi e-posta; bazen bir haber bazen bir video ya da oyun peşine takılıp dalıyorlar sanala adeta! İşin tuhaf tarafı herkes bu durumdan yakınmakta, hem de gözünü cepten ayırmadan…
Sanal takılmalar devam ederken devreye bir de yapay zekâ uygulamaları katıldı… Yapay zekâ insana özgü yeteneklere sahip bir algoritma olarak tarif ediliyor… Ancak bu yetenekler, etkileyici olduğu kadar bazı riskleri de beraberinde getiriyor… Bu risklerin başında veri güvenliği ve mahremiyet sorunları geliyor. Yapay zekâ uygulamaları, kullanıcıların verilerini toplarken bu verilerin gizliliğini ihlal edebiliyor. Örneğin yapay zekâya dayalı pek çok uygulama, kullanıcıların dijital ortamdaki izlerini takip edebiliyor. Kullanıcıların kişisel verileri, yapay zekâ uygulamaları tarafından izinleri olmaksızın kullanılabiliyor ve yapay zekâ uygulamaları kullanıcıları tarafından reklam verenler ile onların izinleri olmaksızın paylaşılabiliyor… Bir dizi sakınca özetle…
Dijital ortam kendinizi serbestçe ifade ettiğiniz, ya da kendilerini ifade edenleri serbestçe tanıdığınız bir ortam… Özgür olduğu kadar belirsizlikler yığını… Kontrolü ve fayda/zarar mukayesesi zor; bazen imkânsız. Ünlü arama motorlarından birinin üst düzey yöneticiliğini de yapan Eric Emerson Schmidt 1997 yılında, “internet, insanoğlunun anlamadan inşa ettiği ilk şey, şimdiye kadar yaşanmış en büyük anarşi denemesidir” diyor. Yine yıllar önce Stephen Hawking yapay zekanın insanoğlunun sonunu getirebileceğini beyan ediyor…
Bugün internetin boyutu o kadar gelişti ki, Dünya’da internet kullanıcı sayısı 7 milyara ulaştı… Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 90’ı internet kullanmakta… Ülkemizde 77 milyondan fazla internet kullanıcısı var. İnternet kullanan bireylerin oranı %90,9… Çankırı’da internet kullanma oranı yüzde 88 civarında…
Bilgi toplumu olma hedefine ulaşmak için temel araç olarak görülen internetin bireyin tüm güncelini de esir alacağı bilinemezdi… Dijital ticaret, dijital sağlık, dijital güvenlik, dijital haklar ve sorumluluklar, dijital etik gibi yeni kavramlar sardı günceli… Dijital vatandaş tanımları yapılmaya başlandı, dijital dünyada iletişim kurarken ve iş birliği yaparken doğru davranışı özendirmek adına!
Sosyal hesaplara ilişkin veriler ya da istatistiklere internetten erişilebilir kuşkusuz… Ancak şu kadarını belirtmeliyim ki; bugün (yazının kaleme alındığı gün) gönderilen e-posta sayısı yaklaşık 123 milyar adet; video oyunlarına harcanan para yaklaşık 129 milyon ABD dolarıdır…
Sosyal medya en çok aileleri endişelendirmekte, son yıllarda… Çocuklar birer gezgin, dijital turda adeta! Ebeveynlerin kullandığı sosyal hesaplardan çocukların uzaklaşma çabası var… Böylece yeni sosyal hesaplar gündeme gelmekte. Çocukları takip zor; eskiden falanca arkadaşıma gidiyorum denilirdi… Çocuğunun nerede olduğunu bilirdin, şimdi mümkün değil… Merak üstüne merak: Acaba hangi sosyal hesapta, hangi oyunu oynuyor, kiminle ne konuşuyor, neyi paylaşıyor?
Kuşkusuz zor bir süreç, toplumsal değişim ve gelişim açısından… Çoğu ülkede liderler önemli mesajlarını sosyal hesaplardan duyurmakta… Yasaklamak ya da sınırlamak çok zor, o halde eğitim şart! Dijital dünyanın kurum ve kuralları öğretilmeli, yaşlı ve genç demeden… Dijitalleşme konusundaki bilinçlenme internetin faydalarına yoğunlaşmaya sevk edecektir. İnterneti doğru kullanma eğitimleri yaygınlaşmalı… İnternet bankacılığı, çevrimiçi ödemeler, e-yayın, e-eğitim, e-Devlet uygulamaları gibi sayısızca kolaylık ve faydaya dikkat çekilmeli…
Doğru bir uygulamanın karşısında yanlış yönlendirmeler olabilir, internet dolandırıcılığına dikkat! Kişisel bilgiler, özel ve gizli kalması gereken şifre ve kullanıcı adı gibi belirlemeler var, bunlar dikkatli kullanılmalı… Anlık konum bilgileri, çok özel fotoğraflar, ev adresi, aile bireylerinin adları, evin iç resimleri gibi kişisel bilgi ve görsellikler… Sanala aktarılmamalı; yanlış kullanılabilir!
Her geçen gün bireyler tüm iletişimlerini internet üzerinden yapmakta ve gelişmeleri de internetten izlemekte… Sosyal medyanın olumsuz yönlerini dikkate alarak çoğu ülke bilhassa çocukların (16 yaş altındaki nüfusun) sosyal medya kullanımına yasak getirmektedir… Bir taraftan kontrolü zorlaşan internet ortamı diğer taraftan insanoğlunun tam anlamıyla zeki bir aygıt ya da yazılım geliştirdikten sonraki belirsizlikler toplumsal endişeyi artırmakta…













YORUMLAR