İstiklâl Savaşı boyunca topyekûn gösterilen kahramanlık ve fedakarlıkları yansıtan hikayeler vardır, derinden ve yürekten yaşanmış… Bizleri hislendiren, bazen gururlandıran, bazen onurlandıran ve bazen de duygulu gözyaşlarına sevk eden ölümsüz hikayeler…
Gazi Kovan hikayesi çok ilginç ve tam anlamıyla his dolu bir yaşanmışlık… Kurtuluş Savaşı sırasında tam 8 kez doldurulmuş ve 9 kez tekrar tekrar kullanılmış bir top mermisinin duygu yüklü hikayesidir…
Yıl 1921, aylardan Mart, soğuk bir gün… Ethem Çavuş İnönü Ovası’nda bir taraftan soğuk havanın etkisiyle üşümekte diğer taraftan avuçlarıyla kor gibi kovanları kavramakta ve düşman mevzilerine sürekli atış yapmakta… Ara vermeden on sekiz saattir devam eden top atışları… Ethem Çavuş, sandıkta kalan sondan üçüncü mermiyi aldığında bir an duraksar… Çünkü merminin üzerine bir çaput sarılı, çaputu açarken avcuna kalem şeklinde bir demir çubuk düşer… Mermi kovanına kazınmış yazı görür ancak bunu okumaya imkanı ve vakti yoktur… Mermiyi topa sürüp ateşler, demir çubuğu cebine atar… Boş kovanı yere bırakır, sonra muhafaza eder… Çarpışmalar durunca, Ethem Çavuş boş kovanın üzerindeki yazıyı okur: “Karahisarlı Seyfi Çavuş, 4. Alay 2. Tabur, 8. Batarya 26 Rebiülahir,1339 İnönü”…
Savaş günlerinde cephelerde boşalan kovanlar Ankara’daki atölyelere gönderilir, oradan tekrar doldurulup cepheye geri gelirdi… I. İnönü Savaşı’nın en ateşli günlerinde düşülmüş olan bu not, atölyede/imalathanede çalışanlarla cephelerdeki askerler arasında bir iletişim niteliğindeydi… Gecenin ilerlediği bir vakitte Ethem Çavuş, cebindeki demir çubuğu çıkarıp, bir taşla, hafif tıklamalarla kendi mesajını kovana kazır: “Aksekili Ethem Çavuş, 8. Alay 3. Tabur, 1. Batarya, 20 Recep 1339 İnönü”…
Beş gün sonra atölyede cepheden gelen sandıkları açan kalfa, tezgâhların başındaki Kâmil Usta’ya seslenir. “Müjdemi isterim usta! Senin yavrun cepheden dönmüş!” Hepsi sandıkların olduğu kısma koşuşurlar. Atölyede bir bayram havası… Kâmil Usta, kovanın eğilen yerlerini düzeltip kapsülünü yeniler ve içine barutunu doldurduktan sonra yeni bir çekirdeği kovanın ağzına oturtur. Kundaklanmış mermiyi özenle ve sevgiyle tutarak bir bebek gibi yeni istiflenen sandığa yatırır. Çalışanlar hep bir ağızdan “Allah kavuştursun” deyip işlerinin başına dönerler…
Bir buçuk yıl içinde kovan sekiz kere daha atölyeye uğrar. Kovan her defasında atölyedekilere daha büyük bir coşku yaşatır. İstiklâl Savaşı’nın her zorlu durağından Ankara’ya barut, kan ve zafer kokusu taşır. Böylece Gazi Kovan’ın üzerindeki mesajların sayısı da sekize ulaşır…
Mesaj yazanların sekizi de farklı alay ve taburdandır. Türk ordusunun İzmir’e girdiği gün Gazi Kovan, çelik kalemin yanı sıra bir mektup, bir de bakır künye ile birlikte geri döner…
Kovanın üzerine kazınmış dokuzuncu notta; “Karahisarlı Seyfi Çavuş, 4. Alay 2. Tabur 8. Batarya, 12 Muharrem 1341, Banaz” yazılıdır. Atölyedekiler hayretler içerisinde kalırlar. Gazi Kovan cepheye dokuzuncu gidişinde yeniden Seyfi Çavuş’un eline geçmiştir. Mektup ise Yüzbaşı Muhsin Talat tarafından yazılmıştır. Mektupta düşmanın kaçtığı ancak kovalamanın devam ettiği, İzmir’e kalplerindeki iman kadar yakın oldukları yazılıdır. Ancak Seyfi Çavuş’un şehit olduğu ve Seyfi Çavuş’un ailesinin düşman tarafından katledildiği satırları okununca imalathanedekiler derinden üzülür, tüm çalışanlar hüngür hüngür ağlar… Atölyedekiler Seyfi Çavuş’un bir ailesi olarak görülür ve künyesi onlara gönderilmişti…
Kâmil Usta duygulu bir halde tezgâhın başına oturur; Gazi Kovanın dibine minik iki perçinle Seyfi Çavuş’un künyesini çakar. Harp bitmiş olduğundan bir daha cepheye gitmeyeceğini bildikleri halde yine de her zamanki merasimle mermiyi kundaklayıp sandığa yatırırlar…
Ve 1923 Sonbaharının 29 Ekim’i… Ankara Kalesi’nde dalgalanan şanlı bayrağımızın gölgesinde, genç Cumhuriyetin doğuş sesleri olan yüz bir pare top uçurulmaktadır… Teğmen Hamdi Vasıf, mühimmat depolarında sayım ve temizlik yapılırken Gazi Kovan’ı görmüş ve muhafaza etmek üzere ayrı tutmuştu… Teğmen tam vakti olduğunu düşünerek, Yüzbaşı Muhsin Talat’a “yüz birinci pareyi en çok bu mermi hak ediyor komutanım” der… Yüzbaşı Muhsin Talat “Bu o, bu Gazi Kovan” o kadar heyecanlanır ki hislerini, sevinç ve şaşkınlığını gizleyemez…
Bir müddet sonra görevli çavuş; “Yüzüncü mermiyi attık komutanım” deyince; Yüzbaşı Muhsin Talat, Gazi Kovanı topun yatağına kendi elleriyle sürerek ateş emrini verir. Subayların kılıç çekerek selamladığı o son top sesi, sanki dört yıllık İstiklâl Savaşı’nın bütün bir hikâyesiydi…
Muhtemeldir ki, Gazi Kovan İnebolu, Kastamonu, Ilgaz ve Çankırı hattından (yani 344 kilometrelik İstiklal Yolu’ndan) Ankara’ya ulaşan mühimmattandı…
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103.yılında başta Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere tüm kahramanları minnet ve duayla yad ediyoruz…
Gazi BAYKALER













YORUMLAR