Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Çankırı Gazete
Gazi Baykaler
Gazi Baykaler

Bu Nasıl Bir Dünya Böyle?

Çoğaldıkça insanlar, azaldı insanlık. Gerçi insanlar az iken de “insanlık” bazen dip yapmadı değil. Barış gibi berrak ve nefis bir kavram varken, savaş gibi bulanık ve kötü bir his peşinde koşmak nedir? Kişisel düzeyde ya da küresel düzeyde buna cevap vermek kolay görünse de bölüşümdeki/paylaşımdaki “hep bana” egosunu itiraf etmek zor gibi…

Gücü elinde bulunduranlar, güçsüz (ya da güçsüzleştirilmiş) toplumları yok saymakta, hatta yok etmekte; hem de acımadan. Üstelik sanki bir hak imiş gibi… Acımasızlık zirvede… “Bana dokunmayan YILAN bin yaşasın” yanılgısı oldukça yaygın. Ülkelerin bir kısmı seyirci, bir kısmı beklemede, bir kısmı çevrim dışı, bir kısmı iyi niyetli fakat çaresiz, bir kısmı ticaret erbabı…

Yaşanılan iki Dünya Savaşı sonrası 1945 yılında uluslararası barış, güvenlik ve insan haklarını korumak amacıyla kurulan 193 üyeli küresel bir örgüt var, herkes bilmekte: BM (Birleşmiş Milletler).

BM Cenevre Ofisi’nin girişinde, Fars edebiyatının önemli şairlerinden/alimlerinden Sadi Şirazi’nin insanlar arasındaki birliği vurgulayan mısraları yer alır. Bu mısralar, insanların tek bir bedenin parçaları gibi olduğunu ve başkalarının acısına duyarsız kalanların insan olarak anılamayacağını ifade eder:

Bütün insanlar bir bedenin organları gibidir; aynı özden yaratılmışlardır.

Eğer bir uzuv acı çekerse, diğerleri de huzur bulamaz.

Başkalarının ıstırabından rahatsız olmazsan, sen insan diye anılmaya layık değilsin.

İki Dünya Savaşı’nda hayatını kaybedenlerin sayısı 100 milyondan fazladır. Peki 100 milyon insan öldü de kalan insanlara gün mü doğdu? Hastalık, kıtlık, yokluk gibi bir dizi problem yıllarca sürdü. Savaşın yaygın ve olumsuz etkileri tüm toplumlarda yıllarca derinden hissedildi. Ölenler “savaşı başlatanlar” değildi elbette!

Hiroşima ve Nagazaki talihsiz savaş çılgınlığının en acıklı konumlarıydı belki de! Hem askerlerin cesaretini hem de ölümün gölgesindeki ağır yaşam mücadelelerini tarihe kazıyan Çanakkale Savaşı bir ibret değil midir? Kore ya da Vietnam savaşları ölüm dersi vermedi mi, savaşın karanlık yazılımını beyinlere yüklemedi mi? Savaşın kirli ve acımasız yüzünü görmek için asırlarca geriye gitmek gerekmez, son yüzyıl bile yeterli ders almak için…

Gel gör ki, ders alanlar oldukça az. Zekanın yapay boyutuna odaklanmış gerçek beyinler, yapay kişiliklere bürünmüş muhterisler için aklın yolunu gösterememekte adeta!

Dijital platformlarda gerçeklik hissinden uzaklaşan insanların dönüp de “Dünyada neler oluyor” sorusunu sorması ve gerçek hayata kesin dönüş yapması kaçınılmaz… Dijital dezenformasyonun esiri olan, algoritmik illüzyonların peşinde koşan ve dijital alemin manipülatif etkilerine maruz kalan insanların uyanması elzem…

Veciz bir deyişle bitirelim: Yusuf Has Hâcib Kutadgu Bilig’de der ki; Ey asil insan! insanlığı elinden bırakma; insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız