17’nci yüzyılda tanımlanmaya başlanan stres, günümüzde neredeyse her alanda bir şekilde karşımıza çıkmakta…. Bağlantı noktası ya da belirti göstergesi fiziksel, duygusal, zihinsel ve/veya sosyal olabilmekte… Etki alanına göre kişisel sağlığın tehdidine kadar ileri gidebilmekte… Artık hayatın adeta yan etkisi olarak görülmekte, bu stres…
Stres kavramının geniş yelpazesi farklı alanlarda da kullanıma imkân tanımakta… Son yıllarda yaşanılan küresel ısınma ve iklim değişikliği olguları suya olan ihtiyacı sürekli artırmakta… Artan su talebinin yeterli su arzı ile karşılanamaması önemli bir probleme yol açmakta: Su stresi…
Su stresi, belirli bir dönemde suya olan talebin mevcut arz miktarını aşması veya suyun kötü kalitesi nedeniyle kullanımının kısıtlı olması durumunda ortaya çıkmakta… Su stresi, bir ülkede kişi başına düşen yıllık su miktarının 1700 metreküpün altına düşmesiyle gündeme gelmekte… Su yönetiminin etkin ve yeterli olmadığı; hızlı nüfus artışının görüldüğü ülkelerde/bölgelerde iklim değişikliğinin de etkileriyle su kaynaklarında ciddi azalmalar kaydedilmekte… Oysa su, hayatın en temel kaynağı ve sağlık için de vazgeçilmez bir ihtiyaç… Su kaynaklarının korunması ve verimli bir şekilde yönetimi, sürdürülebilir gelişmenin gerçekleştirilebilmesi açısından büyük önem arz etmekte…
Dünyada güvenli içme suyu kaynağına erişimi olmayan kişi sayısı 754 milyon… Yeterli içme suyuna kavuşmayanların sayısı 1,5 milyar; sağlıklı suya hasret kişi sayısı 2,5 milyar civarında… Son bir yılda suyla ilgili hastalıktan kaynaklanan ölüm 407 bin civarında…
TÜİK 2022 verilerine göre belediyelerde kişi başına çekilen günlük ortalama su miktarı Ülkemizde 229 litre, Çankırı’da ise 321 litre… Bu rakamlar, içme ve kullanma şebekesi ile dağıtılmak üzere çekilen yıllık su miktarının şebeke dahilindeki nüfusa ve 365’e bölünmesiyle hesaplanan kişi başı su miktarını ifade etmekte…. Yaklaşık bir hesapla Çankırı’da (ilçe merkezleri ve beldelerde) kişi başına yılda 117 metreküp su çekilmekte… Toplamda ise yaklaşık 18 milyon metreküp… Güldürcek Barajının teorik su hacmi 53 milyon metreküp… Seviyenin son dönemlerde düştüğü dikkate alınırsa su hacmi 53 milyon metreküp değil 15-20 milyon metreküp aralığında değişmekte…
Diğer taraftan internet kaynaklarına göre Ülkemizde kişi başına düşen kullanılabilir tatlı su miktarı 1566 metreküp civarında… Çankırı’da Güldürcek, Koyunbaba ve Akhasan barajları dikkate alındığında kişi başına düşen su miktarının 1520 metreküp civarında olduğu görülmekte… Ancak mevcut göletlerin de hesaba katılmasıyla bu rakamın ülke ortalamasının biraz üzerinde olduğu tahmin edilmekte…
Su kaynaklarını tehdit eden unsurlar düşünüldüğünde su yönetimi kaçınılmaz… İçme suyu temin edilen kaynaklardaki seviye gittikçe düşmekte… Şubat-2025’te basında yer alan haberlere göre Güldürcek Barajı’nın su seviyesi yüzde 30’lara kadar düştü… Bunun örnekleri özellikle yaz mevsimiyle birlikte artış göstermekte…
Uzmanlara göre, bir ülkede kişi başına düşen su miktarı 1700 metreküpün üzerindeyse o ülkede su stresi yaşanmamakta… Fakat bu sayı 1000-500 arasındaysa o ülkede su kıtlığı görülmekte; kişi başına düşen su miktarının 500’den küçük olması halinde ise mutlak su kıtlığının var olduğunu göstermekte…
Gelişmişlik göstergelerinin ilk sırasında kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasıla hep yer alır, hem de ABD Doları bazında… Kızılderili sözü var meşhur: “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda ve son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaktır” …
Henüz stresin başında iken su yönetimini geliştirmek, iyi yönetim ilkelerini her kullanıcıya ulaştırmak ve suyun kıymetini bilmek kaçınılmaz… Özellikle yerel yönetimler, STK’lar ve eğitim-öğretim kurumlarına çok görev/iş düşmekte…













YORUMLAR