Türkiye’nin hızlı bir şekilde kalkınmasını sağlamanın en önemli kaynağı tarım politikasını ivedilikle değiştirmesinden geçer. Toplumda her kesimin elini taşın altına koyarak farkındalık oluşturması gerekiyor. Değişen Dünya yapısı ve iklim koşulları bizleri bu konuda mecbur kılmaktadır. Enerji’deki %80 dışa bağımlılığımızdan kurtulmanın tek yolu yenilenebilir enerji kaynakları ve tarımdaki reformu oluşturmaktır. Türkiye’nin milletini kandırmak üzerine kurulan politikalarından vaz geçerek, gerçek sorunlarına hız vererek kalkınmasına başlamalıdır. Her seçim döneminde millete verilen sözler ne yazık ki bir bir eriyor. Toplumda gerçek politikalar üreterek siyasetimizi güçlü kılmalıyız. İnsanlarımızın siyasete ve politikaya olan güvenini kazanmalıyız. Yoksa her şey lafı güzah olmaktan öteye gidemez. İktidar olma hırsları bu ülkeye ve gelecek nesillere hiçbir bir şey kazandırmaz. Bir yerde sorun varsa, mutlaka çözümü de vardır. Orta doğu toplumlarının bu kadar güçlü yeraltı kaynakları ve enerjileri olmalarına rağmen ne kadar aciz ve fakru zaruret içinde harap olduklarını görmekteyiz. Siyasette güveni oluşturmak ve sürdürülebilir olmak çok önemlidir. Onun için siyasetin tüm kapılarını güvenilir kılmalıyız. Türkiye’deki hantal işleyen bürokrasiyi hemen yenilemeliyiz. Maalesef bürokrasimiz çözüm odaklı değil daha ziyade sorun üretme odaklıdır. Tabi ki İyi işleyen bürokrasiyi bu alanın dışında tutuyoruz.
Bunları neden anlatıyorum, çünkü ülkedeki bütün gelişmenin kalbi siyaset kurumundan ve doğru politikalar üretmekten geçiyor. Enerjisiz ve petrolün türevleri olmasa da yaşaya biliriz. Ama ekmeksiz ve susuz yaşayamayız. Tarımda ve hayvancılıkta atacağımız hızlı adımlar bizi dünya devletlerinden de bir adım öne taşıyacaktır.1970’li yıllarda sanayileşme adına atılan adımlar, şehirlere olan göç dalgasının geri kırsala çevrilmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu gün kırsalda yaşayan nüfusumuz % 6,5 civarına düşmüştür. Bu ne demek oluyor. Üretim artık yok demek oluyor .Artık günlük tüketmek zorunda olduğumuz ekmeği ilerleyen yıllarda bir gram altına alırsak şaşırmayalım. Birde toplumun yararına kurulan ; ticaret odaları, esnaf ve sanatkarlar, sendikalar, dernekler vs. kuruluşları topluma daha faydalı kılmalıyız.
Köylerdeki yaşam koşullarını daha konforlu ve cazip hale getirmeliyiz ki insanların burada kalıcı olmasını sağlamalıyız. Üretimin gücünü artırmak için küçük aile işletmeleri kurarak bunlara ve genç evli çiftlere aile kredileri vermeliyiz. Her yörenin coğrafi koşullarına göre üretim ve ürün yelpazelerini zenginleştirmeliyiz. Kırsaldaki sosyal yaşamı yeni dünya düzenine göre şehir-köy modelini kurmalıyız.
Böylelikle mutlu aile ve mutlu ülkeyi yeniden inşa etmiş olalım. Mutlu Türkiye yarınlarına hazırlanalım.













YORUMLAR