Vatan uğruna can verenlerin anıldığı “18 Mart” öncesi bir hafta sonuydu… Günlük yürüyüşe çıkmıştım. İkamet ettiğim apartmandan adım attığım cadde: Şehit Uğur HİÇYILMAZ Caddesi…
DSİ istikametine doğru biraz yürüdüm Şehit Mehmet YILDIRIM Caddesi’ne geldim. Şehitlerimizin isimleriyle adlandırılan iki caddenin birleştiği noktadan kuzeye doğru adımlamaya devam ettim.
Şehit Yüksel KAPDAN Caddesi’ne vardım ancak Şehit Mehmet YILDIRIM Caddesi’nde yürümeye devam ettim.
40-50 metre sonra vardığım cadde Şehit Mustafa UÇAR Caddesi… Devam ettim yürümeye doğu istikametine… İki caddenin birleştiği noktadan Şehit Mustafa DEMİR Caddesi’nde yürümeyi sürdürdüm. Güney istikametine yürürken 20-30 metre sonra sağa bir caddeye yöneldim: Şehit Atilla YAZICI Caddesi…
Bir-iki dakika yürüdüm Şehit Erol UYKUSUZ Sokağı’na yöneldim. Yeniden Şehit Yüksel KAPDAN Caddesi’ne çıktım. Buradan Şehit Mehmet DEMİREL ve Şehit Uğur HİÇYILMAZ caddelerinden tekrar yürüyerek evime vardım.
Bu yürüyüşte hemen yanı başında geçtiğim iki cadde/sokak daha oldu; Şehit Eyüp GÖNEN Caddesi ve Şehit Erkan KİPER Sokağı…
Bir tur attım mahallemdeki cadde ve sokaklarda: Şehit isimlerinin yaşatıldığı cadde ve sokaklarda şehitlerimize birer Fatiha okudum… Şehitlerimizin fani hayattaki rütbeleri farklı elbette, ancak hepsinin ortak rütbesini kullandım: “ŞEHİT” …
Anladım ki Çankırı sadece yarenler diyarı ya da tuzun başkenti değildi, bilhassa “şehadet şerbeti içenlerin” şehriydi… Bunu cadde/sokak ya da kurum/okul isimlerinden anlamak mümkündü…
İstiklal Marşımızın mısralarından esinlenerek kendi kendime mırıldandım:
“Gezdiğin sokakları “mahalle” diyerek geçme, tanı;
Düşün levhalardaki yüzlerce asil kahramanı…”
Milletin esenliği ve vatanın bütünlüğü için canını seve seve ve gözünü kırpmadan feda eden tüm kahramanları minnet ve duayla yad ediyorum…













YORUMLAR