Alpaslan’dan Kanuni’ye kadar geçen sürede muhteşem bir tarihe imza atan ecdadın nesilleri olan büyük Türk milleti cepheden cepheye koşarak hem tarih yazdı. Hem de sanat ve bilimde yaklaşık dört asra ışık tuttu. Ama ne yazık ki bize bu geçen zaman zarfında inişli çıkışlı bir tarih kaldı. Avrupalı tarihçilerin dediği bir söz aklıma geldi. Şöyle ki “EĞER SON BİN YILLIK TARİHDE TÜRKLERİ TARİHDEN ÇIKARIRSANIZ TARİH YAZACAK BİR ŞEY BULAMASSINIZ “demişlerdir. Evet tamda öyledir. Türk ve İslam aleminin içinde bulunduğu bu çöküntüden, İslam ülkeleri ve Türkiye’nin de bulunduğu bu durum; birlik ve beraberlik ruhunun kayboluşu; İslam’ın gerçek ruhundan kopmalarından kaynaklıdır. Türlü sefaletlerle ihtirasların parça parça böldüğü hasta bir vücudu andıran İslam dünyası, en bedbaht dönemlerinden birini yaşamaktadırlar. Her İslam ülkesinin ruhları ve yaşam biçimleri birbirinden ayrılmış adeta bir birlerine; içten içe saldırıyorlar. Ayrıca İslam ahlakı yerlerde sürünmektedir. Her sene yüz binlerce dolup taşan Kabe’nin etrafında ki ruh birliği ve beraberliği bir araya gelemiyor. Bunun sebebi ne iktisadi, ne siyasi ne de esasında fikri ve ilmidir. Bu halin tek sebebi İslam’ın temeli olan Kur’an’ın özü olan Ahlakın kaybedilmiş olmasıdır.
Bugünkü Müslümanların ve ülkemizin yaşamış oldukları gerçeklerden uzak geleneksel yaşamları hayatlarının merkezine almaktan kaynaklı ucuz yaşamı şiar edinmelerindendir. Kur’anın harikası olan ilahi Ahlak, İslam dünyasında çoktan toprağa gömülmüştür.
Bu günkü yaşadığım zaman dilimi tamda söylediklerimize tarihe ışık tutuyor ve yaşatıyor. Bu hastalıklı hücreleri çoktan vücudumuzdan atma zamanı gelip de geçmektedir. Unutmadan şu tarihi gerçeği gözümüze sokalım. Eğer tarih yazamazsak ,tarih yazdırlar. Üzerimizdeki ölü toprağından biran evvel kurtulup, gerçek ruhumuza bürünmeliyiz.
İlimde , irfanda, sanatta, felsefede , iktisatta , kültürde ve İslam yaşamında gerçek Ahlaki yaşamı kucaklama zamanı çoktan gelip geçmektedir.












YORUMLAR