Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı (TÜRKAV) Çankırı İl Başkanlığının Geleneksel Salı Sohbetleri programında bu haftaki konuğu Eğitimci-Yazar ve Psikolojik Danışman Çelebi Çağlayan oldu.
Programın açılışında bir konuşma yapan TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı katılımcılara teşekkür ederken her Salı akşamları bu ışıkları yaktıklarını güncel konularla ilgili sohbet toplantılarına işin ehillerini davet ederek sunum yaptırdıklarını söyledi.
Eğitimci-Yazar ve Psikolojik Danışman Çelebi Çağlayan’da katılımcıları selamladıktan sonra, “Aslında konu hepimizin bildiği konu lakin bazen bildiğimiz konunun tekrarında fayda vardır. Bazen bilgi davranışı değiştirmeye yetmiyor. İçine belki duyguyu katmakta gerekiyor” dedi
İletişim konusuna değinin Çağlayan, “Biz hepimiz mektupla başladık. Mektuplaşarak iletişim kuruyorduk. Sonra zaman içerisinde çağrı cihazları çıktı. Telgraf, radyo, televizyon derken şuan çağımız internet çağı. Biz internet, akıllı telefondan önceki durumu da şimdiki durumu da biliyoruz. Ancak ikibin yılından sonraki doğanların hiç birisi bunları bilmezler çünkü onlar doğduğunda telefonda vardı internette vardı. Bütün teknolojiye hâkimler. Biz büyükleri olarak teknolojinin göçmenleriyiz çocuklarımız ustaları, işi bilenler onlar. Hatta akıllı tahtalar çıktığı zaman öğrenciler öğretmenlerin birçoğundan daha iyi bildiği için teknolojiyi akıllı tahtaları daha iyi kullanıyorlardı. Dijital teknolojinin iyi tarafları da kötü tarafları da var.
Şuan için dijital kuşatmanın içindeyiz. Uzmanlar bu dönemi hız ve haz dönemi olarak nitelendiriyorlar. Çok hızlı yaşayıp, çok hızlı tüketiyoruz ve hazza mutluluğa dayalı olarak yaşıyor çocuklar. Çocuğun tek hedefi mutlu olmak. Mutlu olduğumuz şeyde beyin devamlı uyararak oraya bağlılık yaptırıyor.
Bugün 15 dk internete takılmak yarın 1 saat öteki gün 3-5 saat derken bağımlılık başlıyor. Alkol ve diğer zararlı madde bağımlıları da böyledir. İlk gün bir iki derken bakmışsın zaman içinde o zararlı alışkanlığın bağımlısı olmuşsun. Tabi bu sosyal medyanın çok fazla kullanılması ucuz oluşundan da kaynaklanıyor. Ucuz eğlence aracı olarak bağımlılığı da artırıyor. Herkesin ulaşabileceği bir ortam haline geldi. Telefon, bilgisayar ve tabletlerle her an internetten her şeye ulaşılabiliyor. Şuan cilalı imaj dönemindeyiz. Neyimiz var ne yaşıyorsak her şeyimiz sosyal medya da, herkesin kendini istediği gibi gösterdiği bir dönem yaşıyoruz. Kullandığımız fotoğraflar, videolardan istediğimizi gösteriyoruz. Tabi bu gençler üzerinde daha çok etkileşim yapıyor. Yetişkinler çok fazla bunun etkisinde kalmıyor.
Gençler artık internetten her türlü doğru yada yanlış bilgi ile besleniyorlar bu yüzden artık öğretmenlerde çocuklara dokunamaz oldu. Çünkü bir şey desen, dokunsan hemen adliyelik oluyorsun. Bu da disiplinsizliği ortaya çıkartıyor, bizim işimizi zorlaştırıyor. Hâlbuki bizim zamanımızda öyle değildi.
Şimdi 15-29 yaş arası ev genci diye bir terim çıktı. 15-29 yaş arası ne okula gidiyor, ne üniversiteye gidiyor eğitim var ne de her hangi bir işte çalışıyor. Evde duruyorlar ev genci diyorlar bunlara, yani amaçları kendilerini kapatıyor, izole ediyorlar. Sosyal medya olursa bir çaydır yemektir ailesi de zaten bakıyor. Ev kirası, elektrik parası, telefon faturası gibi bir derdi de yok. Böyle bir duruma özendiriliyorlar. Oradaki zamanın büyük bir çoğunluğunu internette, sosyal medya da geçiriyor. Orda geçirdikçe herkes mutlu. Herkes sosyal medyada mutlu olduğu fotoğraflar, videolarını paylaşmakta, kimse bugün mutsuzum, moralim bozuk, üzgün hallerini paylaşmıyor. İşte dediğimiz o “Cilalı İmaj Devri” herkes yakışıklı, mutlu anlarını paylaşıyor.
Eskiden kimse kimsenin ne yaptığını bilmiyordu. En zengin muhitte de otursan kim tatile gider kim köyüne ırgatlığa gitti bilinmiyordu. Şimdi ise artık herkesin her şeyi sosyal medyada o da ister istemez çeşitli istekleri tetikleyerek ileride doğa bilecek maddi manevi sıkıntıları meydana getirmektedir.
Devletimizin bu konularda mutlaka bir denetim mekanizmasını güçlendirmesi gerekmektedir. Bazı örf adet ve geleneklerimize uymayan uygulamaların mutlaka engellenmesi gerekmektedir. Her şeyin başı tabi ki eğitim bu eğitiminde çok küçük yaşlarda aile okul işbirliği ile yapılması lazım. Öğrenci velilerimizin özellikle babaların mutlaka toplantılara katılması gerekir. Zira çocuklarımız kendilerini başıboş hissederek hareket etmeye çalışmaktadırlar.
İnternette karşımıza en çok çıkanlardan birisi de 25’inci kare yani bilinçaltı Subliminal Mesajlarda çok önemli bu mesajlarda zararlı maddelerin reklamları da bazı karakterlerle yapılmakta bilinçaltında algı oluşturmaktadır. Dijital oyunlarda da bu tür tuzaklar bulunmaktadır.
Sosyal medyanın dayanışma açısından da faydaları çok fazladır. Ancak bunu yerinde ve zamanında kullanmak ile olur.
Saatlerce sosyal medyada dolaşmak çok tehlikeli bir durum. Bağımlılıkta böyle başlıyor. Dedi
Daha sonra katılımcıların sorularını cevaplayan Çelebi Çağlayan hoca katkı da bulunanlara da teşekkür etti.
Sohbetin sonunda TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı Çelebi Çağlayan hocaya günün anısına teşekkür belgesi takdim etti. Daha sonra fotoğraf çekimi ile program sona erdi.


