Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Çankırı Gazete

TÜRKAV, Sarıkamış Şehitlerini andı

Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı (TÜRKAV) Çankırı İl Başkanlığı tarafından 13. Geleneksel Sarıkamış Şehitlerini anma programı yapıldı.

Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı (TÜRKAV) Çankırı İl

Yunus AVM önünde gerçekleştirilen etkinliğe Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen, STK ve siyasi parti temsilcileri, kamu kurum ve kuruluş temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.
İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda konuşma yapan TÜRKAV Çankırı İl Başkanı İsa Bölükbaşı, “Türk Milleti olarak şanlı tarihimizde sevindirici olayların olduğu kadar üzücü olaylarda olmuştur. İşte bu hüzünlü ve acı olaylardan bir tanesi de Sarıkamış’tır. ‘Yemen çöllerinde Yandık Sarıkamış’ta Donduk Çanakkale’de öldük Sakarya’da Dumlupınar’da dirildik.  Allahuekber dağında, Zemherinin tam çağında, Sarılıp donup kalmışlar, birbirinin kucağında’ dizeleri gibi destanlaşmıştır Sarıkamış Şehitleri.” dedi.

Bölükbaşı, şunları kaydetti:

“37 yıldan beridir Rus ve Ermeni işgali altında bulunan Kars, Ardahan, Artvin ve Batum Rusların Fedailiğini yapan Taşnak ve Hınçak Ermenileri ve Rumlar Türklere yapmadıklarını bırakmıyordu. Köyleri basıp insanları öldürüyor mallarını yağmalıyor kadınlarını ve kızlarını kaçırıyorlardı halk çaresizdi. Ya sefil ve zelil bir şekilde yaşayacaklar ya da ölesiye kadınıyla yaşlı ve genciyle çoluk çocuk demeden Türk ordusuyla birlikte savaşacak durumdaydı. Türk ordusunun bir an önce gelmesini, bu zulümden, bu esaretten kurtulmak istiyorlardı.

22 Aralık 1914’te Enver Paşa komutasındaki Türk Ordusu bu bölgede ki Türkleri, mazlumları Rus ve Ermeni zulmünden kurtarmak için, buraların tekrar Türk yurdu olması için Doğu’ya sefer düzenler.

Öncü kuvvetler Sarıkamış, Selim ve Kars’ın yol güzergâhındaki köyleri gizlice seferber eder. Türk ordusunun harekete geçtiğini haber alan köylüler Türk ordusuna yardım etmek için kadını yaşlısı, çoluk çocuk demeden harekete geçerler. Hayvanlar kesilir kavurmalar yapılır, buğdaylar kavrulup uzun süre bayatlamayan ekmek yapıp çorap kazak örüp keçeden çarıklar dikerler. Yıllardan beri Ermeni ve Rusların baskı ve zulmünden tahammül edemez duruma gelen Türk gençleri de Rusların ve Ermenilerin tehditlerine, takiplerine aldırmaksızın beline Palasını bağlayan sırtına azığını alarak silahsız donanımsız olarak Türk ordusuna katılmak için yollara düşerler.

Ana sakın bana Saruhanlı nere Sarıkamış nere deme Sarıkamış için ölmeyi bilmeyenler Saruhanlı için nasıl yaşar diyen vatan evlatları Sarıkamış harekâtına katılmak üzere Anadolu’nun dört bir yanından eli silah tutan yaşlısı genci yollara düşerler. Ulaşımın zor olduğu dönemde Anadolu’nun yiğit evlatları Trenlerle Ulukışla’ya gelecekler ve oradan yaya olarak Erzurum toplanma merkezine gidecekler ve harekâta katılacaklar. 1914 yılının Aralık ayı kışın en şiddetli günleri. Türk ordusu Aralık ayının sonlarına doğru Aşkale tarafından Allahuekber Dağına yönelir amaç Allahuekber Dağlarında aşarak düşman ordularını arkadan kuşatıp imha etmek istemektedir. Çok zorluklarla çıktıkları dağın üzerindeki Platoda tipiye tutulurlar. Ordunun büyük bir bölümü donarak şehit olur. Türk ordusu büyük bir talihsizlik olarak düşmanla savaşmadan iklimin azizliğine uğrar ve savaşamaz duruma gelir. Büyük kayıplar veren Türk ordusu 5 Ocak 1915’te Erzurum’a çekilmek zorunda kalır. 14 gün süren Sarıkamış harekâtı birinci cihan harbinin de en büyük savaşlarından birisidir.

Çatışmalar bitip, ortalık durulunca Rus Kurmay Başkanı. General Pietroroviç keşfe çıkar. Debelenip sırtındaki sandıkları atmaya tenezzül etmemiş iki katır. Yanında başları semaya dönük, cephaneyi kucaklamış altı yiğit. Cephaneyi öyle bir avuçlamışlar ki, biz hayatı ancak böyle avuçlayabiliriz. Öylesine kaskatı kalmışlar. Ve sağ başta Binbaşı Mustafa Nihat. Ya Rabbi, bu nasıl bir ayakta duruştur ki, sanki huzurunda diz çöküp sana yalvarıyor. Bütün gece yağan kar, fişeklerinin yuvalarını bile kapatamamış. Sol eli boynundaki dürbünü kavramış, sağ eli belli ki, semaya uzanıp rahmet dilerken taşlaşmış. O gür, kömür karası saçları beyaza bulanmış. “Bu müfrezeyi esir almayı çok isterdim, Teslim alamadım, zira bizden evvel Allah’larına teslim olmuşlardı.

Sarıkamış şehitleri öyle bir üşüdüler ki onları hiçbir ateş ısıtamazdı, onları sadece Peygamber efendimizin sıcacık kollarının sardığı Cennette ısınırlardı.

Programımıza teşrif eden, Çankırı’nın ayazında şehitlerimizin yaşadıklarını kısa bir anda olsa yaşamayı göze alan, şehitlerimizi unutmayan vatan sevdalıları sizlere TÜRKAV olarak teşekkür ediyoruz. Sıcak bir tas tarhana çorbası ile içimizi ısıtırken Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere aziz şehitlerimizi yad edelim, onların aziz ruhlarına dualarımızı gönderelim. Ruhları şad olsun, mekânları cennet olsun. Ne Mutlu Türküm diyene!”

Bölükbaşı’nın konuşmasının ardından dua edildi ve katılımcılara çorba dağıtıldı.

 

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız