Memurlar 2026 yılının ilk maaş gününde Türkiye’nin 81 ilinde eş zamanlı olarak alanlara çıktı. Çankırı’da da Memur-Sen ve bağlı sendika üyeleri Karatekin Parkında basın açıklamasında bulundu.
Şube Başkanı Tuna Dinç, yaptığı açıklamada, “Malumunuz bugün 2026 yılının memurlar için ilk maaş günü. Bugün kamu görevlileri olarak, Memur-Sen ailesi olarak; ‘Ücrette Dengesizlik, Gelirde Adaletsizlik, Kamuda Huzursuzluk Bitsin’ diye Türkiye’nin 81 ilinde meydanlardayız. Kamu İşvereni ve hakem; 7. ve 8. Dönem Toplu Sözleşmelerde memurlara reva gördüğü zam rakamlarıyla sadece memuru enflasyona ezdirmekle kalmadı aynı zamanda kamu personeli arasındaki ücret dengesini de tamamen bozdu. Aynı ücret çarpıklığı 2023 yılında da yaşandı. Ancak Sayın Cumhurbaşkanımız, o dönemde bu çarpıklığı gördü ve gereğini yaptı. En düşük memur maaşını en düşük işçi maaşının üzerine çıkardı.” dedi.
“Şimdi sistem tekrar alt-üst oldu, emeğimiz, memuriyet için okuduğumuz okullar, girdiğimiz sınavlar, döktüğümüz akıl teri yok sayıldı.” diyen Dinç, “Kamuda iş barışı ve huzurumuz bozuldu, memurlar olarak şevkimiz kırıldı. Aynı odada birlikte çalıştığımız, farklı statüde olan mesai arkadaşlarımızla aramızdaki uçurumu kapatmak yerine Maliye Bakanlığı, kamu işvereni ve ‘Kamu işveren hakem heyeti’, gösterdikleri tutum ve verdikleri kararla adaletsizliği derinleştirmeyi tercih ettiler.” diye konuştu.
Dinç, ücretlerdeki dengesizlik ve gelirdeki adaletsizliğin artık görmezden gelinemez bir noktaya geldiğini aktararak, “Bu aşamadan sonra kamuda yaşanan huzursuzluğu artık kimse ‘görmedim, duymadım, bilmiyorum’ diyemez. Bu çarpıklık derhal ve kalıcı olarak düzeltilmeli, kamuda iş barışı ve huzuru yeniden tesis edilmelidir. Bu yap-boz sisteminden artık vazgeçilmeli, 2 yılda bir sistemi bozan anlayıştan dönülmelidir.” açıklamasında bulundu.
Bütüncül düzenlemeye ihtiyaç olduğunu söyleyen Dinç, şöyle devam etti:
“Biz Memur-Sen olarak; ‘Kamudaki bu çarpıklık, parçacı düzenlemelerle değil ancak bütüncül bir düzenlemeyle mümkündür’ diyoruz. ‘Belirli kesimleri kapsayan, kamu görevlilerinin bütününün sesini duymayan ve beklentisini karşılamayan tekil düzenlemeler ancak çarpıklığı derinleştirir, hoşnutsuzluğu büyütür’ diyoruz. ‘Memuru ezerek enflasyonla mücadele yürütülemez’ diyoruz. Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasını sabit gelirliler olarak bizlere çıkarılmasını asla kabul etmiyoruz.
Kariyer basamaklarının düzeltildiği, güvencenin arttığı, ücret skalasının görev, unvan, sorumluluk merkezli yapılandırıldığı, farklı statüler arasındaki ücret dengesizliğinin giderildiği, görev aylığıyla emekli aylığı arasındaki uçurumun kapatıldığı bir kamu personel reformu ‘Şimdi Değilse Ne Zaman’ diyoruz. Artık bahaneleri değil gerçekleri konuşmak istiyoruz. Hükümetten personel sisteminde reform yapmasını, bu yılın memurların yılı olmasını bekliyoruz.
4688 sayılı Kanun 8. Dönem Toplu Sözleşme ile artık ömrünü tamamlamıştır. 4688 sayılı sendika yasası topyekun değiştirilmelidir. Bizler kamu görevlileri olarak, mali ve sosyal haklarımızı belirleyen mevcut toplu sözleşme sistemi ve hakem kuruluyla buraya kadar diyoruz. Sadece maliye politikalarının belirleyici olduğu bir toplu sözleşme masası istemiyoruz. Piyasa gerçeğini sorgulamaya bile cesareti olmayan Hakem Kuruluyla geleceğimizin belirlenmesini istemiyoruz.
4 milyondan fazla kamu görevlisinin, 2,5 milyondan fazla memur emeklisinin mali ve sosyal hakları, toplamda 1 aylık kısa bir süreye sıkıştırılıp oldubittiye getirilsin istemiyoruz. Bu yüzden 7. Dönem Toplu Sözleşmede hüküm altına alınan ‘yasanın yeniden düzenlenmesi için gerekli çalışmaların yapılması’ kararının uygulanmasını istiyoruz.
Malumunuz olduğu üzere; 7. Dönem toplu sözleşmede beklenen enflasyon bile memura layık görülmemişti. 8. Dönem Toplu Sözleşmede ise kayıplarımızın tazmin edilmesini beklerken; işveren tarafı adaletsizlikte ısrar etti, hakem de bu adaletsizliği toplu sözleşme hükmü haline getirdi.
Biz kamu görevlileri olarak, 81 ilde meydanlardan hükümete sesleniyoruz: Bu gidişata dur demenin, bu hatadan dönmenin, bu çarpıklığı düzeltmenin, gelirde adaleti sağlamanın sorumluluğu omuzlarınızdadır. Aksi takdirde, bu çarpıklıkla geçen her gün kamu görevlileri için eziyet, kamu hizmet kalitesi için verimsizlik demek olacaktır. Ücretlerde dengesizliğin bitirilmesi, kamudaki huzurun sağlanması ancak emekliliğe yansıyacak şekilde bir Refah Payı verilmesiyle mümkündür.
Biz kamu görevlileri olarak, imtiyaz değil, alın terimizin hakkını istiyoruz. Ayrıcalık değil, kamuda adalet istiyoruz. İşyerlerinde huzur istiyoruz, çalışma barışı geri gelsin istiyoruz. Biz hakkımızdan gayrısını istemiyoruz; memuru işçisiyle kamuda çalışan herkesin hakkını tastamam almasını istiyoruz.”



