Zamanın ruhunda kıraathaneler, diğer adı ile kahvehaneler; insanların buluşma noktası, bazı iş görüşmeleri ve pazarlıkların yapıldığı, sohbet ortamı sağlanan, çay-kahvesine oyun kağıdı, diğer adı ile iskambil, tavla , domine oynanan sosyal mekanlardı. Sabahçı kahvelerinin ayrı yeri vardı. Biraz daha geri gidersek, kahvehanelerin bir köşesinde kurulu berberlerin müşterileri sıra beklerken çayını yudumlardı. Bu arada kahvehanelerin sigaradan duman altı olduklarını da atlamayalım.
Bir bir kapanan kahvehanelerin yerini cafeler alıyor görünse de aynı tadı vermez.
Şehrimizin tarihi Sultan Süleyman Camii , diğer adı ile Büyük Cami karşısında yıllarca faaliyet gösteren Toruş’un Kahvesi ve havuzlu kahvehane diye anılan merhum Süleyman Toruş’a ait kahvehane yıkılarak tarih oldu.
Camii’nin diğer köşesinde, o kadar eski de olmasa da yıllardır hizmet veren Mercan Kıraathanesi mülkiyeti Ensar Vakfı’na geçtiğinden o da kapandı.
Buralar; cami camaatine , cenazesini bekleyenlere, inşaat başta olmak üzere ne iş olsa yapan amelelerin, her tür taşıma hizmeti veren kamyonet ve traktör sürücülerinin de arandığında bulunduğu mermer masalı, tahta sandalyeli yerlerdi.
Amelesi de nakliyecisi de ortada kaldı.
Sadece onlar mı ortada kalan…
Korgun , Yapraklı ve Şabanözü Belediyelerine ait yolcu minibüs ve midibüs sürücü ve müşterileri de ortada kaldı.
Kış geliyor, tek sığınacakları yer saçaklar.
Kendilerine uzanacak sıcak bir el, başlarını sokacakları bir mekanı dört gözle bekliyorlar…


