Bir zamanlar hastaların rahatlığı ve iyileşmesi, sessiz ve sakin bir ortamın sağlanması için hastane, sağlık ocakları vb sağlık kurumlarının duvarlarını “sus!” işareti yapan hemşire fotoğrafı süslerdi.
Sessizliğe ve sakinliğe sadece; hastanede, postanede, pastanede değil yaşamın her anında ihtiyaç var. Medeni toplum olmanın gereklerinden biri de budur.
Örneğin yolda; trafik akışı, egzos sesi, müzik yayını, korna sesini mi ararsınız, cep telefonu ile sokak ortasında bağıra bağıra konuşup ses kirliliği yaratanı mı ararsınız!
Çarşamba pazarını bilmem, pazar günleri kurulan pazar pazarında sessizlik her kafadan çıkan sese, her köşeden yükselen başka makama yerini bırakmış gibi geldi.
Pazarcılar, kimin sesi daha güzel, kimin sesi daha yüksek, kim daha iyi malını pazarlıyor, diye sağlı- sollu yarış içindeler. Band kaydı ile malını pazarlayana da rastlarsanız şaşırmayın.
Pazarı lunaparka döndüren pazarcıların oluşturduğu koro arasından alışveriş yapmaktan başka derdi olmayan halkın pazar fiyatlarının yüksekliğinden zaten canı burnunda. Bu yetmezmiş gibi pazarcıların canı yanmış gibi bağırması yükselen ateşine tuz biber ekiyor.













YORUMLAR