11 Şubat 1961 Adalet Partisi kuruldu
12 Şubat 1920 Kahramanmaraş’ın kurtuluşu; 12 Şubat 1985 Sahaflar Şeyhi Muzaffer Özak’ın vefatı
13 Şubat 1918 Erzincan’ın İşgalden kurtuluşu; 13 Şubat 1934 Cenap Şahabeddin’in (Şair, yazar) vefatı
13 Şubat 1975 Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kuruluşu
13 Şubat 2009 Azerbaycan’ın Millî Şairi Bahtiyar Vahapzade’nin vefatı
13 Şubat 2021 İstanbul Eski Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın vefatı
15 Şubat 1918 Gümüşhane’nin kurtuluşu
15 Şubat 2005 Küresel Isınmaya Karşı Uluslararası K-yoto İklim Sözleşmesi Yürürlüğe girdi
16 Şubat 1459 Akşemseddin’in (Fatih’in hocası) vefatı
16 Şubat 1916 Ruslar, Erzurum’u İşgal etti; 16 Şubat 1925 Türk Tayyare Cemiyeti kuruldu
16 Şubat 2021 Doğan Cüceloğlu’nun (Yazar) vefatı
17 Şubat 1871 Şeyh Şamil’in vefatı; 17 Şubat 1926 Türk Medeni Kanunu’nun kabulü
17 Şubat 1956 Çaruh İli’nin adı, Artvin oldu; 17 Şubat 2008 Kosova Bağımsızlığını İlan etti
AKŞEMSEDDİN’İN VEFATI: 16 Şubat 1459
Osmanlı devrinde yetişen büyük evliya ve İstanbul’un manevî fatihi. Saç sakalının ak olması veya beyaz elbiseler giymesinden dolayı Akşeyh veya Akşemseddin lakabıyla meşhurdur. Asıl adı, Muhammed bin Hamza’dır. 1390 yılında Şam’da doğan Akşemseddin’in soyu EbuBekir Sıddîk’e kadar uzanır. O, küçük yaşta ilim tahsiline başlamış ve Kur’an-ı Kerim’i ezberlemiştir. 7 yaşında babasıyla birlikte Anadolu’ya gelip, o tarihte Amasya’ya bağlı Kavak Nahiyesi’ne yerleşmiştir. O, ilim tahsilini tamamladıktan sonra, Osmancık’a müderris oldu. Daha sonra tasavvufa yönelip, Ankara’da bulunan Hacı Bayram Veli’ye talebe olmaya gitti. O’na talabe olamadı. Bu sefer Halep’te bulunan Şeyh Zeynüddin’e talebe olmaya giderken, gördüğü bir rüya üzerine Ankara’ya geri döner. Hacı Bayram Veli’ye talebe olarak tasavvuf öğrendi ve ondan icazet (diploma) aldı. O, hastalıklar üzerinde de çalıştı ve hastalıkların, insandan insana geçtiğini söyledi. Pasteur’den önce mikrobu keşfetti ve kanser hastalığını buldu. Bu hastalıkla çok uğraştı. Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’nın oğlu Kazasker Süleyman Çelebi’yi tedavi etti. Akşemseddin, zahiri ve batıni ilimleri bilen birçok alim yetiştirdi. Fatih’in muhteşem ordusuyla İstanbul’un fethine çıktığında Akşemseddin, Akbıyık Sultan, Molla Fenarî, Molla Güranî, Şeyh Sinan gibi ünlü veliler ve alimler de talabeleriyle birlikte orduya katıldılar. O, Fatih’in şehre girerken yanında yer aldı ve İslamiyet’in harple ilgili hukukun gözetilmesini genç Padişah’a hatırlatarak buna göre davranılmasını bildirdi. Fatih’in Eshab-ı kiramdan Ebu Eyyüb el-Ensari’nin bulunduğu yeri sorması üzerine: “Şu karşıdaki tepenin eteğinde bir nur görüyorum. Orada olmalıdır.” cevabını verdi. Kabrin orada çıkması üzerine Fatih, oraya türbe, cami ve ilim öğrenmek için gelen talabelerin kalabileceği odalar inşa ettirdi. Fatih, Akşemseddin’in İstanbul’da kalmasını istedi. Fakat O, İstanbul’un fethinden sonra, Bolu/ Göynük’e yerleşti ve vefatına kadar orada kaldı. Şeyh, akrabasını ve evladını toplayıp, vasiyetini yaptı. Helallaşıp veda etti. Yasin-i şerif okumaya başladı ve ruhunu, 16 Şubat 1459’da teslim etti. Cenazesi, Göynük’teki tarihi Süleyman Paşa Camii bahçesine defnedildi. Başlıca Eserleri:1-Risalet-ün-Nuriyye (tasavvufi), 2- Def’ü Metain, 3- Risale-i Zikrullah, 4- Risale-i Şerh-i Ahval-i Hacı Bayram Veli, 5- Malumat-ı Evliya, 6- Maddet-ül-Hayat, 7- Nasihatname-i Akşemseddin.












YORUMLAR