Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Çankırı Gazete

Eğitim-Bir-Sen’den üniversite yönetimine: Görev ve yetkilerini kötüye kullanmışlardır

Memur-Sen Konfederasyonu Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Çankırı Şubesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi (ÇAKÜ) Rektörü Harun Çiftçi’ye sert tepki göstererek, hukuka uymaya ve mobbingden vazgeçmeye davet etti. Şube başkan yardımcısı Tuğrul Değirmenci, “Eylem kararımız, Çankırı Karatekin Üniversitesi yönetimini hayal kırıklığına uğratmış olacak ki; sendikamızın üyelerini baskı ve mobbingle, sürgün ve istifaya zorlayarak görev ve yetkilerini kötüye kullanmışlardır.” dedi.

Memur-Sen Konfederasyonu Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Çankırı Şubesi, Çankırı Karatekin

Eğitim Bir-Sen Çankırı Şubesi tarafından “ÇAKÜ’de Sürgünler ve Mobbing Son Bulsun” açıklaması yapıldı. Üniversitenin Uluyazı Kampüsü 1 Nolu Giriş Kapısı önünde yapılan açıklamaya, Memur-Sen Konfederasyonu Engelliler Komisyonu Başkanı, Eğitim-Bir-Sen Çankırı Şube Başkanı Ahmet Dönmez, Çankırı Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Adem Can, çevre illerden gelen sendika yetkilileri ile çok sayıda sendika üyesi katıldı.

Memur-Sen Konfederasyonu Engelliler Komisyonu Başkanı Eğitim-Bir-Sen Çankırı Şube Başkanı Ahmet Dönmez’in yaşanan süreci sert dille eleştirmesinin ardından grup adına şube başkan yardımcısı Tuğrul Değirmenci açıklamalarda bulundu.

Değirmenci, üniversite yönetiminin görevini kötüye kullandığını aktararak, “Bildiğiniz üzere, Eğitim Bir-Sen Sendikamızın toplu sözleşme masasında elde ettiği ve tarihe kayıt düştüğü ‘Üniversite İdari Personelin Yer Değişikliği’ kazanımımızın bürokratik engellere takılmaması ve bir an önce hayata geçirilmesi için Genel Merkezimizin aldığı karar doğrultusunda, 13 Şubatta tüm Türkiye’de üniversite önlerinde basın açıklaması gerçekleştirerek, eylemde bulunduk. Sendikamızın toplu sözleşmede elde ettiği kazanım ve hükmün hayata geçirilmesi için aldığı eylem kararı; Çankırı Karatekin Üniversitesi yönetimini hayal kırıklığına uğratmış olacak ki; sendikamızın üyelerini baskı ve mobbingle, sürgün ve istifaya zorlayarak görev ve yetkilerini kötüye kullanmışlardır.” dedi.

Değirmenci, şunları kaydetti:

“Makamın sorumluluğunu taşımak yerine, idari amirler aracılığıyla sorgu odaları kuruluyor, zülüm perdesi aralanmak isteniyor. Özgürleşmenin önünü açmak yerine, fikirler preslenmek isteniyor. İlim yuvasını, kamu görevlilerine zülüm yuvasına çevirenlere karşı; tepkimizi haykırmak, haksızlığa karşı susmamak, sendikal kararları tanımayanlara direnmek, Anayasal hakları hiçe sayanlara karşı dimdik durmak için sesimizi yükseltiyoruz. Omzumuzdaki yükü ve çalışma hayatındaki stresi kamuoyuna anlatmak ve herkesi maşeri vicdana davet etmek için haykırıyoruz.

Sayın Rektör, başında bulunduğunuz yönetimin baskıcı tavırlarının arkasındaki gerçek yüz nedir bilelim? İdari personelin yer değişikliğini mi istemiyorsun? Akademik personelin zam talebine mi karşı çıkıyorsun?  Sendikal örgütlenmeyi mi hazmedemiyorsun? Barışçıl yöntemlerle basın açıklamamızı mı beğenmiyorsun? Sizden beklentimiz, parmak sallayarak hesaplaşmak değil, el ele tutuşarak çözüm üretmenizdir. Elimizi tutmak yerine, ekmeğimizi elimizden almayı amaçlıyorsunuz. Biz bunun farkındayız.

Bilim ve ilim beşiği olması gereken üniversite kurumunu, makamın şöhretine kapılarak ‘istediğimi yaparım’ anlayışıyla; sendikalara ayar verme, sendikalıları hizaya getirme olarak kullanmasını kabul etmiyoruz. Makam emanet, mevki geçicidir. Makamın şöhreti geçer, mevkinin büyüklüğü biter. Asıl olan insan ve insanlıktır.

Bugün buraya üniversite personeli üyelerimizi bilerek davet etmedik. Sendikal hakkını kullanıyor, kırmadan dökmeden sesini yükseltiyor diye üyelerimizin tekrar hukuksuzluğa maruz kalmaması, işlerinden, çalışma ortamından baskıyla uzaklaştırılmaması için Şube olarak bizler geldik.

Basın açıklamalarımıza alınganlık gösteren sayın rektör, önce temsilcilik yönetiminde görevli arkadaşlarımızı sürgün mahiyetinde zorunlu yer değişikliklerine tabi tuttu. Aynı zamanda 28 Şubatın yıldönümüne yaklaştığımız şu günlerde ikna odalarına rahmet okuturcasına kurdurduğu ‘istifa odaları’ ile üyelerimizi istifaya zorladı.  İstifa dilekçelerini önünde gören üyelerimiz ‘ya mevcut pozisyonun ve kurulu düzenin için istifa edersin ya da başına geleceklere katlanırsın’ denilerek kıskaca alındı.

Mecbur kalanlar istifa ediyor, direnenler türlü baskı ve zorbalıkla mücadele etmek zorunda kalıyor. Buradan soruyoruz, Genel Sekreter yardımcısı odası ikna odası mı, istifa odası mı? Bu işler, yapılan hukuksuzluklar; öğrencinin huzur ve konforunu iyileştirmek ve akademik seviyeyi yükseltmek üzere orada bulunanlara yakışıyor mu? Bizi sindirmeye çalışanlar, yalnız hissettikçe pes edeceğimizi sanıyorlar. Uzunca bir zamandır saman altından su yürütür gibi bölme ve parçalama taktikleriniz ile alamadığınız neticeyi ikna odalarında mı alacaksınız? Ama biz yılmayacağız!

Biz, emeğimizle, bilgimizle, alın terimizle bu üniversiteyi var eden insanlarız. Bizi susturmaya, parçalamaya çalışanlar bilmelidir ki; biz birbirimize daha sıkı sarıldıkça, dayanışmamızı artırdıkça, hiçbir baskı bizi yolumuzdan döndüremeyecek. Unutulmamalıdır ki; bugün burada olan herkes, sadece kendi ikbal ve konforu için değil, Karatekin Üniversitesinin aydınlık geleceği için bulunuyor.

Biz, meslek onurumuzu, akademik özgürlüğümüzü, sendikal örgütlülüğümüzü ve insanca çalışma hakkımızı savunuyoruz. Birlikte hareket ettikçe, sesimizi duyurdukça, bu zorbalık duvarını yıkacağız. Bugün geldiğimiz noktada en büyük inanç ve kararlılıkla tekrar ediyoruz: Yıldırma politikalarınıza, hukuk tanımaz kararlarınıza ve eski Türkiye zihniyetinize karşı dimdik duracağız.

Gelin; aydınlık geleceğin inşası, Büyük ve Güçlü Türkiye hedefinin taşıyıcısı, özgürleşme ve insan haklarını geliştirme meşalesinin taşıyıcı olması gereken üniversiteleri, bilim yuvalarını ve ilim mekteplerini yanlış fikirlerle kirletmeyin. Yarının gençlerini yetiştirmesi gereken üniversitelerimizi, örnek olması gereken makamlarınızı, adaletsiz, yanlış ve hukuksuz uygulamaların örneği haline getirmeyin.

Sayın Rektörümüze buradan bir kez daha sesleniyoruz, üyelerimizi; emeği ile işi, ekmeği ile sendikası, çalışma hevesi ile örgütlü mücadelesi arasında bırakmayın. Yanlışınızdan dönün. Hukuksuz kararlarınızı geri çekin.”

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız