Gündelik siyasette, televizyon tartışmalarında ve sosyal medyada giderek daha sık rastladığımız bir zihinsel karmaşa var: Devlet ile hükümeti aynı şey sanmak.
Oysa siyaset biliminin ve hukuk düzeninin en temel öğretilerinden biri bize tam tersini söyler: Devlet kalıcıdır, hükümet geçicidir. Devlet; toprağı, milleti, Anayasası ve asırlık kurumlarıyla duran o devasa yapıdır. Hükümet ise belirli sürelerle sandıktan çıkan, o yapıyı millet adına yönetmeye talip olan geçici bir idaredir.
Peki, nasıl oldu da bugün “Hükümete yönelik bir eleştiri” anında “Devlete saldırı” olarak algılanır ya da “Devletin imkânları” ile “İktidarın imkânları” arasındaki sınır bu kadar belirsizleşti?
Bu durumun temelinde birkaç önemli etken yatıyor:
1. Kurumsal Hafızanın Zayıflaması: Devleti ayakta tutan en temel unsur, liyakate ve yerleşik kurallara dayalı “devlet bürokrasisi”dir. Bürokrat, hangi hükümet gelirse gelsin kamu yararını ve kanunları gözetmekle yükümlüdür. Ancak bürokrasi, siyasal iktidarın bir organı haline geldikçe ve kurumların kurumsal kimlikleri zayıfladıkça, vatandaşın gözünde “Devlet” ile “Hükümet” tamamen bütünleşir.
2. Siyasetin Dili ve Kutuplaşma: Siyasette kullanılan dil, iktidarı eleştirmeyi devleti zayıflatmakla, hükümet politikalarını sorgulamayı ise milli çıkarla çelişmekle eşdeğer gösterdiğinde toplum hafızası zarar görür. Oysa devlete bağlılık, iktidardaki partinin her kararını onaylamak demek değildir. Tam aksine, devleti korumak, onun kurumlarını geçici siyasaların yıpratmasından korumaktır.
3. Sandığı Her Şeyin Üstünde Görmek: Hükümetler sandıkla gelir ve seçimle gider; bu demokrasinin gereğidir. Ancak hükümetlerin aldığı meşruiyet, devleti bir siyasi partinin mülkü haline getirmez. Anayasal sınırlar, bağımsız yargı ve denetleyici kurumlar, devleti geçici idarelerin anlık kararlarından korumak için vardır.
Devlet ile hükümet arasındaki fark çözüldüğünde veya unutturulduğunda, en büyük zararı yine vatandaş ve devletin kendisi görür. Çünkü hükümetleri eleştiremeyen bir toplumda yanlışlar düzeltilemez; devleti hükümetten ibaret gören bir anlayışta ise güven duyulacak tarafsız bir çatı kalmaz.
Devlet; bir siyasi partinin, bir dönemin veya geçici bir yönetimin ötesinde, herkesin ortak evidir. Hükümetler ise o evin belirli sürelerle kiralanan yöneticileridir. Evin mimarisiyle idarecisini karıştırmamak, sağlıklı bir demokrasinin ilk şartıdır.













YORUMLAR