Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Çankırı Gazete

Bağımsızlık seferberliği dolu dizgin

Özkan “Bağımlılıkla Mücadele Kanunu’na, Bağımlıkla Mücadele Kurumu Teşkilatı Başkanı’na acil ihtiyaç var”

Özkan “Bağımlılıkla Mücadele Kanunu’na, Bağımlıkla Mücadele Kurumu Teşkilatı Başkanı’na acil

 

 

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Çankırı Şubesi tarafından  “İşimiz Bağımlılık, Gücümüz Mücadele” sloganı ile düzenlenen panelde birbirinden değerli akademisyenler  üniversiteliler başta olmak üzere katılımcılara her türlü bağımlılık ve kurtulma yolları hakkında  hayat boyu kendilerine yol gösteren faydalı bilgiler sundu.

Türkiye Yeşilay Cemiyeti ile İçişleri Bakanlığı  işbirliğinde gerçekleştirilen “Hepimiz İçin Bağımsız Gelecek” sloganıyla hayata geçirilen “Bağımsızlık Seferberliği” ile önleyici ve rehabilite edici yöntemlerin, şehirlerden mahallelere, mahallelerden sokaklara kadar geniş kitlelere ulaşması amacı ile  bağımlılıkla mücadeleyi  toplumumuzun tüm kesimleri  ile ortaklaşa sürdürme amacı ile hazırlanan bir dizi programın son etkinliğine Çankırı Karatekin Üniversitesi ev sahipliği yaptı.

ÇAKÜ Rektörlük konferans salonunda düzenlenen panel saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.

 

Yeşilay Çankırı Şube Başkanı İsmail Özcan açılış konuşmasında, çalışmaları ve hedefleri hakkında bilgi verdi. Özcan, panelistlere ve ÇAKÜ Rektörlüğüne teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

 

Panelin moderatörü İçişleri Bakanlığı Hukuk Müşaviri, Kamu-Eğitim Yönetimi Uzmanı Dr. Ayhan Özkan, dünyada olduğu gibi devlet olgusunun biz de de değişime uğradığını söyledi. Özkan, göçlerle aile yapısının zayıflaması ile nesil çatışmalarının yaşandığını kaydettiği konuşmasında, bocalamadan en çok etkilenen çocukların bağımlılığının kökenine inerek çözüm yolları önerdi.

“TÜRK TOPLUMU BOCALAMASINI YAŞIYOR”

Çankırı’nın yetiştirdiği bürokratlardan Özkan konuşmasında şunları söyledi:

“Anayasamızın 58. maddesi devlete gençlerimizi bağımlılıktan, uyuşturucudan, alkol alışkanlığından koruma vazifesi yüklüyor. Mutlaka herkes kendi çapında, kendi anlayışı çerçevesinde görevine devam etmekte. Ama vatandaşın katılımıyla, sivil toplum örgütlerinin katılımı ile bu mücadele daha anlamlı hale geliyor. Burada bulunan her kişi olayın bilincinde ancak sosyolojik kökeninde ne yatıyor? Başlangıçta ben bunu ifade etmek istiyorum.

Bağımlıkla mücadele deyince öncelikle sorumluluk düzeyindeki kişilerin gözden kaçırdığı birkaç husus var. 1980’lerden itibaren dünyada bir kırılma başladı. Küreselleşme dediğimiz olgu, dünyayı küçük bir köy haline getirdi.  Herkesin birbirinden etkileştiği, olumlu ya da olumsuz yönleriyle tüm toplulukların birbirini etkilediği bir döneme girdik. Bununla birlikte devletlerin yolu değişti. Sadece bizim devletimiz açısından değil, dünya devletleri açısından bireyi yönlendirebilen, eğitebilen, ahlâk değerlerini, inanç sistemini oluşturan, gerektiğinde bireyine müdahale eden devlet olgusu başka bir yere evrildi. Ne yazık ki bu bir anlamda vatandaşa, bireye, suç işleme özgürlüğünü de beraberinde getiriyor.  Toplumların değerler yargısı dönüşmeye başladı. Biz toplumcu bir toplumduk. Sokaktaki çocuk hepimizin çocuğuydu. Ama şu anda herkes kendi kendinden sorumlu, herkes kendi kendini korumakla yükümlü.  Bu süreç içerisinde bir şey daha oldu, yönetim dediğimiz olgu, yönetişim olgusuna evrilmeye başladı.  Önceden bürokratik kültür sisteminde, yönetim kültüründe tepeden aşağıya doğru emirler silsilesiyle yönetilen bir sistem, hiç kimsenin sorgulayamadığı, mutlak surette emirlere itaat ettiği, biraz daha kapalı bir sistem.  Ama 1980’lerden sonra şeffaf yönetim, hesap verebilir yönetim, cihaz verebilir yönetim. Bu yönetişime işaret ediyordu. Yani daha yatay bir hiyerarşiyle yönetilen kamu yönetimi.  Herkesin söz sahibi olduğu karar mekanizmasında, herkesin karara katıldığı bir sistem. Beraberinde vatandaş algısı ve olgusu yeniden tamamlandı.  Vatandaş memnuniyetini esas alan bürokratik kültürden iyi yönetişime geçiş süreci.

Vatandaş, memurun maaşını vergisiyle veren patron olarak kendisini gördü..  Kamunun ürettiği hizmeti satın alan müşteri sıfatıyla vatandaşı memnun etmek zorundayız.  Bizim gibi geçiş dönemindeki ülkelerde vatandaş ve kamu yönetimi arasında sıkıntılar oluşmaya başladı. Onun ötesinde devletler sistemlerini değiştirmeye başladılar. Biz de Cumhurbaşkanlığı başkanlık sistemine geçtik. Çağın gereği, dönüşümün gereği kendimizi iyileştirmek zorundayız.

Ama bu geçiş dönemlerinde bir takım sıkıntılar yaşıyoruz. Kamu kurumları, çalışanlar ve bireyler yeni sisteme adapte olmakta, mevzuat yapısını dönüştürmekte, teşkilat yapısını iyileştirmekte sıkıntı yaşamakta. Belki son günlerde ülkemizin biraz hızlanmaya ihtiyacı var.

Son 30 yılda Türkiye’de ciddi bir olay yaşandı.  Toplumun yüzde 80’ine yakını kırsalda, yüzde 25’de şehirlerde yaşardı. Şehirlerde yaşayanlar şehirli kültürünü, köyde yaşanan da köy kültürünü bilirdi.  Şimdi köyde birkaç ayıp kuralıyla, günah kuralıyla oluşturulan yaşam düzeneği büyük kentlerde hukuk ve kural düzeneği ile yürüyor. İşte son 30 yılda, 40 yılda öyle tersine bir göç oldu ki, öyle plansız bir göç yaşadı ki, Türkiye, şu anda kırsalda yaşayan yüzde 5.6  yani büyük kentlerde büyük köyler oluştu. Köylerden birçok kişi mevcut kültürle, eğitim düzeyiyle büyük kentlere geldiler.  Dolayısıyla büyük köyleri yarattık.  Köyde çocuğuna sahip çıkan anne, baba artık çocuğuna büyük kentte sahip çıkamamaya, ailesini kontrol edememeye başladı. Kadın o kültür ya da eğitim düzeyiyle ekonomik hayata girmek zorunda kaldı.

Yani köyde iyi olan şeyler, şehirde olumsuzlaşıyor, olumsuz olmaya başlıyor, suç olmaya başlıyor.  İşte Türk toplumu biraz bunun bocalamasını yaşıyor.  Bağımlılığa muhatap olan çocuklarda da kökende hep bunu görüyoruz.  Anne baba çocuğuna şehirde sahip çıkamıyor. Köyde büyük aileler içerisinde yetişen birey büyükanne dedelerinden kültür aktarımını alıyor ama Ankara gibi büyük şehirlerde çocuklar çoğunlukla yabancılara ya da henüz okulu bitirmiş genç kızlara emanet.  Bu olgu içerisinde aile profili değişti. 4 kişilik aileler noktasına düştük. Son yıllarda yapılan evliliklerinde 3’te 1’i boşanmayla sonuçlanıyor. 3’te 1‘i fiili ayrılıklarla diğer 3’te 1’i de akşam yemeğinde bir araya gelebilen düzenli saydığımız aile ile sonuçlanıyor.

Bu aile formatında yetişen anne babanın rolü de değişmeye başladı. Bu aile formatında yetişen gençlerinde de profili değişmeye başladı. Daha sorumsuz, daha bireyci, daha bencil bir nesil yetişmeye başladı.

Kurallara uyma konusunda toplumun kültürü biraz kayboldu. Yöneticiler kuralları uygulama iradesi ve inisiyatifini de biraz kaybetmeye başladı. Terörist faaliyetler ya da kanun dışı çalışan dernekler, cemaatler, cemiyetler gençlerimiz için, toplum için çok büyük tehlikeler oluşturmaya başladılar. Bağımlılık açısından henüz o boyutta olmadığımızı düşünerek tedbir almakta biraz daha yavaş davranıyoruz. Henüz kadim kültürümüzden gelen güzel değerler bizleri, aile yapımızı ayakta tutuyor. Bağımlılıkla Mücadele Kanunu’na, Bağımlıkla Mücadele Kurumu Teşkilatı Başkanı’na acil ihtiyaç var. Bağımlıklar, özellikle uyuşturucu, alkol konusunda tedavi, rehabilitasyon sosyal uyum sürecini iyi modellemek. Bunlara onlarcasını  ilave edebilirsiniz.”

 

Özkan’ın . konuşması tamamlandıktan sonra sıra ile konuşmacılara söz verildi.

 

Panele  katılan  panelistler  Yüksek İhtisas Üniversitesi Rektörü  Prof. Dr. Kadirhan Sunguroğlu  “Madde Bağımlılığı”,  Lokman Hekim Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Zehra Arıkan “ Alkol Bağımlılığı”,  Ankara Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr.  Yakup Arslan “ Tütün Bağımlılığı”, Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Programları ve Öğretim Ana  Bilim Dalı’ndan   Prof. Dr. Tuncay Dilci “ Teknoloji Bağımlılığı “ konularında slayt eşliğinde bilgi verdi.

Soru-cevap bölümünden sonra panele katılan Vali M. Fırat Taşolar ve kurum amirleri tarafından panelistlere günün anısına teşekkür belgeleri verildi.

Panel, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Bu sayfanın içeriğini kopyalayamazsınız