Saadet Partisi Çankırı İl Başkanı Nevzat Açıkgöz “Şehrimizin geleceğini, doğasını ve insanımızın en temel ihtiyaçlarını savunmak adına bugün bir kez daha huzurlarınızdayız. Bizler, ‘Yaşanabilir bir Çankırı’ derken sadece binaları değil; suyu, doğayı ve insan onurunu koruyan bir vizyondan bahsediyoruz” dedi.
Açıkgöz, yaptığı açıklamada “Derelerimiz beton kanallara dönüştürülmesin” ifade ederek şunları belirtti:
“Merkezdeki hatalı uygulamaların bir benzerini Çankırı’mızın diğer bölgelerinde görmek istemiyoruz. Şehrimizden geçen çayların ve dere yataklarının ‘ıslah’ adı altında beton bloklar arasına hapsedilmesi, doğanın fıtratına aykırı. Betonlaşan dere yatakları, sudan beslenen canlıların hayatını hiçe saymak, ekosistemi kurutmaktır. Beton dökmek yerine, bitkilendirme ve doğal taşlarla yapılacak modern ıslah çalışmalarıyla derelerimiz hem nefes alabilir hem de şehrimize estetik bir değer katabilir. Doğayı betona mahkûm etmek, geleceği kurutmaktır. Çankırı’da suya ve temizliğe hasret kalmak kabul edilemez! Doğadaki canlılar betondan dolayı suya ulaşamazken, şehir merkezinde de durum farklı değil. Çankırı sokaklarında çeşmelerin azlığı, sadece bizleri değil, kapısına bir kap su bekleyen sokaktaki canlarımızı da susuzluğa mahkûm etmekte.
Daha da vahimi, kadim bir kültüre sahip olan Çankırı’mızda bugün vatandaşlarımızın gidebileceği aktif bir hamamın bulunmaması. Sosyal belediyecilik iddiasında olanlara sormak istiyoruz; bu şehirde yaşayan halkımız, en temel temizlik ihtiyacı için nereye gidecek?
Somut çözüm önerimiz ‘Hijyen ve Sosyal Duş Noktaları’. Hamam projesinin hayata geçirilmesi zaman alabilir; ancak halkımızın mağduriyeti bekletilemez. Saadet Partisi olarak pratik ve insani çözümümüzü sunuyoruz. Şehrimizdeki mevcut umumi tuvaletlerin (WC) bir kısmını ivedilikle modernize ederek, buralara hijyenik duş kabinleri eklenmeli. Bu uygulama; ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız, evsiz kardeşlerimiz veya şehrimize yolu düşen misafirlerimiz için insani bir mecburiyet.
Bizim siyasetimiz ‘önce insan, önce canlı’ siyaseti. Çankırı’yı betona boğan değil, suyunu ve doğasını canıyla bir gören bir anlayışla yönetmeye talibiz. Yetkilileri; derelerimizi beton hapishanelerinden kurtarmaya ve halkımızın en temel insani ihtiyacı olan temizlik imkânlarını seferber etmeye davet ediyoruz.”






