Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti, yaza yaza mürekkep tükendi. Ya anlatamıyoruz ya da anlaşılmak istenmiyoruz.
-Bana mı söyledin?
-Evet sana söyledim.
-Ben de bana söyledin zannettim.
Oluyor…
Milli bayram resmi kutlamalarının Milli İrade Meydanı (Belediye) yerine Atatürk Stadına alınması yönünde öne sürdüğümüz gerekçelerimiz Cumhuriyet Bayramının 102. Yıl kutlamalarında da yaşandı.
Mevsimin güneşi ile gülümsediği günde; çocuk arabaları ile, ellerinden tuttukları çocuklarının başlarına taktıkları Türk bayraklı bandları, giydirdikleri Atatürk ve Türk Bayraklı tişörtlerle, ellerine tutuşturdukları Türk bayraklı balonlar ve kâğıt bayraklar ile heyecan içinde, koşa koşa geldikleri tören alanında aileler etten duvarla karşılaştı, izleyecek yer bulamamanın hayal kırıklığına uğrayan bir bölümü tören bitmeden alandan ayrılmak zorunda kaldı.
Kendilerinin izlemesinden vazgeçen anne-babaların kimi; çocuğunu omuzuna aldı, kimi orta refüjdeki çiçekliklerin üzerine çıkardı, kimi yüksek ihata duvarına oturttuğu çocuğunu bir eliyle tutarak güvenceye aldı, kimi sandalye üzerine çıktı… Ancak, günü bayram sevinci ile yaşamak, yaşatmak isteyen tüm çocuklar ve ebeveynler, aynı şansa sahip değildi. Sıkılan çocuklar tören heyecanından kopup kendince buldukları oyunlarla vakit geçirdikleri gözlendi.
Törende; konuşmalar, bando, folklor ve asker gösterileri, geçit resmi başta olmak üzere tüm etkinliklerde; öğrenci, öğretmen, asker, STK görevlileri, gazilere ses ulaşırken görüntüden eser yok!.. Ses de Belediye hizmet binasının bitimine kadar. Sonrasında o da kesiliyor. Ta ki; Kucaklama Taşına kadar
Soruyorum:
Törende görevli; öğrenci, öğretmen, asker, meslek kuruluşu ve STK temsilcileri, gaziler, resmi ve özel teşebbüs ile diğerlerinin töreni izlemek, coşkuyu hissetmeye hakları yok mu, cezalılar mı? Vatandaşlar geçit resminde; evlatlarını, eşlerini, dostlarını yakından görmelerine yasak mı var?
Orta yaşlı bir vatandaşın “Burada ne oluyor?” sorusu, bir babanın cep telefonu ile evdeki engelli oğluna töreni canlı yayında aktarırken en iyi görüntüyü vermek için vatandaşların arasına sıkışarak gösterdiği gayret ve bir annenin arabadaki bebeğinin eline tutuşturduğu Türk bayraklarını “Salla! …Salla!..” diye çabalaması bu satırları yazmaya zorladı.
Kimse kusura bakmasın… Tören alanı resmi kutlama töreninden çıkıp ismi konulamayan görüntüye büründü.
Diğer dikkat çeken de kutlamalar bir önceki yılların kopyası. ÇAKÜ Bir Yudum Anadolu Efsanesi HOT ile İl Jandarma Komutanlığı askerlerinin silahlı gösterisi… Yeni bir şey yok!..
Arka planda kaldığı için, görmeyen protokol anlattıklarımızdan haberdar değil.
Belki Atatürk Stadı’nın zemininin törene uygun olmadığını ifade edecekler. Çözüm var… Stat zeminine uygun olanları stadyumda yaparsın, uygun olmayan araçlara öğleden sonra şehirde konvoy halinde tur attırırsın olur biter!
İlimiz sınırları içinde bazı ilçelerde törenin stadyumlarda kutlandığını hatırlatalım.
30 Ağustos Zafer Bayramı’na kadar milli bayramların Atatürk Stadında kutlandığını yaşayan biri olarak halkın alana tıkıştırılmasını anlamakta güçlük çekiyorum.
TEBRİKLER…
Resmi törenle aynı saatte başladığını öğrendiğim Güneş İlkokulu Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının sona ermesi ile dağılım sırasında öğrenci ve öğretmen ile velilerin gözlerine yansıyan pırıltı ve yüzlerdeki mutluluğu görünce üzüntüm biraz olsun hafifledi. İstenince olurmuş…
Milli oyun kıyafetli öğrenci mutlu, aileler mutlu, şık giyimli öğretmenler mutlu hepsi gururlu mu gururlu. Bunları görmemek için kör olmak lazım.
Tebrikler Güneş İlkokulu.
NOT:
Yukarıdaki yazı, geçen yıl Cumhuriyet Bayramı tören alanı kutlamaları ardından duygu ve düşüncelerin bayramın ertesi günü yayınlanmak düşüncesi ile kaleme alınmıştı.
Yayın olarak geç kalındığı, işe yaramayacağı düşüncesi ile bir kenarda saklanarak yayınlayacağı günü beklemeye koyuldu.
Bir ay öncesindeyiz. İşte o gün, bugün…
Belki faydası olur da, Kutlama Komitesi dikkate alır.
İrfan Hoşafcıoğlu













YORUMLAR