Kimine göre ‘basınımızın güzide mensubu’ kimine göre ‘her şeyi yazamayan’ bir gazeteci.
Kalemimi bu kez kendim için karalıyorum sayfalara.
Mesleğe ilk adımımı, üniversite stajı vesilesiyle 2012 yılının haziran ayında Çankırı Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne atarak başladım.
2013 yılı ortası, üniversite mezuniyeti sonrasında, Radyo Neşe’de Turan Harmancı abim ile yolumuz kesişti.
2014’te valilik basın müdürlüğünde geçici olarak bir süre daha çalışma fırsatı yakaladım.
2014 yılı sonunda resmen ‘muhabir’ olarak Yeni Gün Gazetesi’nde başladım gazeteciliğe.
Önce bana referans olan, gazeteciliği öğreten ve bana mesleği sevdiren, 3 yıl birlikte çalıştığımız, üzerimde çok fazla hakkı olan adamdır Anadolu Ajansı Kastamonu Temsilcisi Özgür Alantor. Kendisine ayrıca teşekkür ederim.
Yeni Gün Gazetesi ailesinde geçen 4 yılın ardından, askerlik sonrasında 2019’un ortalarında nasibimiz ‘Bizim Çankırı Gazetesi’ oldu.
Rahmetli Ali Kör ve Hakan Kör ile çalışma fırsatımız olmadı ama meslektaşlığımız oldu. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.
1 Ocak 2025 itibariyle de Çankırı’daki 5 yerel gazetenin “ÇANKIRI GAZETESİ” olarak tek çatı altında toplanması nedeniyle bugüne kadar da yeni gazetemizde görevimizi sürdürme gayretinde bulunduk.
Yıllar geçti ama mesleğime olan sevgim hiç geçmedi.
Ve işte yolun sonu…
Artık fiili olarak gazetecilik mesleğinden bir adım uzaklaşıyorum. Ama kopmuyorum bu meslekten. Zaten bir kere bu mesleğe bulaşan, nasıl kopabilir ki çok sevdiği işinden…
Her veda aslında bir sonraki ‘Merhaba’yı daha da yakınlaştırır.
Kaçınılmaz sonun geldiğini bilseniz bile, nasıl hissettirdiği tahmin edemezsiniz ve asla hazır değilsinizdir.
Tüm yaşanmışlıkları arkada bırakarak ‘Elveda’ demek, hiç de kolay değildir. İnsanın kalbini titreten kelimeler seçmek, sanıldığı kadar kolay olmuyor.
Kalpleri kırmadan, güzel dileklerle ‘Elveda’ dilemek, erdemli insanın yapabileceği şeydir.
2017 yılından beri sürdürdüğüm Demirören Haber Ajansı muhabirliğimi ise bir süre daha devam ettireceğim.
Hayatım boyunca bana güvenen, destekleyen aileme, meslektaşlarıma ve arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ederim.
Tehditlere, işimizle – ekmeğimizle oynamaya çalışanlara, adaletsizliklere, kul hakkı nedir bilmeyenlere karşı başım dik, alnım açık, vicdanım son derece rahat.
Çalışma hayatım boyunca mesleğime, iş yerlerime, fazlasıyla fedakarlıkla, hakkı ve hakikati gözeterek, vicdanım rahat bir şekilde hizmet etmenin ayrıca mutluluğunu, onurunu ve gururunu yaşadım/yaşıyorum.
Çok sevdiğim mesleğim, her zaman daha iyiyi hedefleyerek çalıştığım süre boyunca bana umduğum şeylerden çok daha fazlasını kattı.
Şimdi ‘hoşça kal’ deme zamanı. Ama bence ‘hoşça kal’ üzücü ve ben ‘merhaba’ demeyi tercih ediyorum.
Yeni bir maceraya ‘MERHABA.’
Artık tatlı yiyelim, tatlı konuşalım…













YORUMLAR