5 Mart 1999 günü Çankırı’da gerçekleşen bombalı terör saldırısından yaralı kurtulan makam şoförü Muammer Altınsoy (63); keder, acı, kan ve gözyaşı dolu o an ve izleyen günleri yaşarken, burukluğu da içinden bir türlü atamıyor.
Çankırı ve Türkiye’yi ayağa kaldıran kalleşçe planlanmış insanlık dışı saldırı Altınsoy’da tazeliğini daha dün gibi koruyup, aklından ve yüreğinden silinmiyor.
“Bu duygu içimizde kapanmaz bir yara. Kolay bir süreç değildi.” sözleri ile başlayan Altınsoy, şehit düşen öğrenciler Emrah Ersoy, Fatma Dönmez, polis memuru Nurettin Cinsoy’u ve o günleri unutmanın mümkün olmadığını ifade ediyor.
“Devletimiz için dört dörtlük çalışırken başımıza gelen bu menfur olay sonrasında yanımızda kimse olmadı. Biz kendi yaramızı kendimiz sardık. Ailece büyük acılar yaşadık, her yönden yıprandık. “ sözleri ile duygu ve düşüncelerini paylaşan Altınsoy, maddi manevi yönden çok yorulduklarının da altını çiziyor.
Hatırlanmamanın gücüne gittiğini vurgulayan Altınsoy, siteminde şu ifadeleri kullanıyor: “Olursa olur, olmasa olmaz pozisyonunda kaldık. 26 sene 11 valiyle çalıştım. O görevde en uzun çalışan benim. O kötü gün başımıza geldi. Maddi olarak hiçbir şey beklemiyorum ama aranmak, sorulmak, hatırlanmak, hatır sorulması, gönül alınması lazımdı. “ derken devlet memuru sorumluluğundaki konumunu da istismar etmekten titizlikle sakındığını, içine attığını anlıyoruz.
Altınsoy, her şeye rağmen bir Türk vatandaşı ve Çankırılıdan bekleneni yapıyor ve “Yorulduk ama hakkımız vatanımıza milletimize helâl olsun, yapacak bir şey yok!..” ifadesi ile örnek kişiliğini ortaya koyuyor.

(Vali Ayhan Çevik’in tedavi sonrasında Çankırı’ya dönüşü. Şapkalı olan Vali Ayhan Çevik ve en sağdaki Muammer Altınsoy)



