Futbol, sadece 90 dakikadan ibaret bir oyun değildir. Arkasında aylar süren antrenmanlar, dökülen terler, kulüplerin kısıtlı bütçelerle yaptığı büyük fedakarlıklar ve bir şehrin ya da kasabanın kolektif umudu vardır. Ancak mevcut profesyonelliğe geçiş sistemimiz, tüm bu birikimi tek bir 90 dakikanın insafına bırakarak futbolun temel adalet hissini zedeliyor: Bölgesel Amatör Lig (BAL) veya profesyonelliğe geçiş liglerinde gruplarını birinci bitiren takımların doğrudan TFF 3. Lig’e alınmaması, telafisi imkânsız mağduriyetler yaratıyor.
Bir lig düşünün; 25-30 hafta boyunca mücadele ediyorsunuz, rakiplerinizi geride bırakıyorsunuz, grubunuzun zirvesine ambargo koyuyorsunuz ve şampiyon oluyorsunuz. Fakat sistem size diyor ki: “Tebrikler, ama bu yetmez. Şimdi nötr bir sahada, belki de tamamen tesadüflere veya bir hakem hatasına açık tek bir maç oynayacaksınız. Kazanırsanız profesyonelsiniz, kaybederseniz tüm sezonunuz çöp.”
Bu uygulamanın adı adalet olamaz. Bir sezonluk emeğin, 90 dakikalık —veya penaltı atışlarına kalan— tarafsız saha play-off maçıyla piç edilmesi, spordaki sürdürülebilirlik anlayışına tamamen aykırıdır. Futbol lig uzun maratonudur; en istikrarlı, en hak eden takım ipi göğüsler. Grup birinciliği zaten o ligin en iyisi olduğunuzun kanıtıdır.
Peki sonuç ne oluyor?
- Ekonomik Yıkım: Şampiyonluk hedefiyle ciddi yatırımlar yapan, borçlanan kulüpler tek bir maçla profesyonel ligin kapısından dönünce havlu atıyor. Sponsorlar çekiliyor, yönetimler istifa ediyor ve o kulüp bazen yıllarca belini doğrultamıyor.
- Futbolcu Emeğinin Sömürüsü: Bütün yıl gece gündüz çalışan, sakatlanan, ter döken futbolcuların kaderi bir anlık talihsizliğe kurban gidiyor.
- Taraftarın İnanç Kaybı: Sahada alnının akıyla birinci olan takımının üst lige çıkamadığını gören taraftarın Türk futbolundaki adalet mekanizmasına olan inancı yok oluyor.
Dünyanın profesyonel futbol anlayışında ödül, istikrara verilir. Bir ligde grubunu lider tamamlayan her takım, bir üst lige doğrudan yükselme hakkını anasının sütü gibi helalinden kazanmış demektir. Eğer grup sayıları ile 3. Lig’in kontenjanı arasında bir uyumsuzluk varsa, çözüm grup birincilerini cezalandırmak değil; lig statülerini ve grup yapılarını bu adaleti sağlayacak şekilde yeniden reforme etmektir.
TFF yetkililerinin bu çığlığa artık kulak kabartması gerekiyor. Bir sezonluk terin, bir maçlık piyangoya dönüştürüldüğü bu sistem derhal değişmelidir. Grup birincilerinin hakkı masada veya tek maçta değil, sezon boyunca kazandıkları yeşil sahada teslim edilmelidir: Grup birincisine doğrudan üst lig hakkı verilmeli, adalet tecelli etmelidir.













YORUMLAR